10 Mayıs 2008

Şampiyonluk yolunda herkesin rengi...

Sezonun özeti

  • - Fenerbahçe Avrupa'ya daldı Türkiye'yi unuttu.
  • - GS hakemlerle haksız yaklaşık 15 puan topladı ama hakemlerden en çok dert yanan yavuz hırsız misali gene onlardı.
  • - Hadi GS bunu hep yapıyor ama BJK hakemlerden dert yanarken gene 15 bedava puan alan GS yi değil 2 yıl penaltıları verilmeyen Fenerbahçe'yi hedef seçti.
  • - İ.B.B. Galatasaray maçında helva gibiydi (Erman Hocadan)
  • - Galatasaray pek çok maçtan önce o hafta oynayacağı rakibin en iyi oyuncusunu transfer edeceği haberlerini çıkardı ve "helva " kıvamına getirdi. En son İ.B.B. maçı öncesi olayın .... u çıkarıp antrenöre teklif yaptı.
  • - Kayseri Galatasaray'a karşı gene helva gibiydi ama Fenerbahçe maçında zaman geçiren İtalyan takımları gibiydi. Ardından Sivas'a yenildiği maçın sonunda rakip oyuncularla el ele taraftarı selamladı.
  • - Fenerbahçe'li oyuncular değişik gol sevinçleri yarattı. En meşhuru yengeç dansıydı. Yabancıları fos çıkan GS de ise Hakan Şükür önderliğinde çiftetelli oynandı. Dikkat çeken kısım burada başlıyor pek çok takım da aynı gol sevincini yaptı ve Fener'e karşı GS yi desteklediğini resmen ilan etmiş oldu. En son TS maçı sonrası Ayman dahil oyuncular çiftetelli oynadı. ne kadar ilginç değil mi horon değil de çiftetelli. Yani herkes GS ye yancılık yapmaya çalışıyor.
  • - Ligin en agresif oynayan takımı ve rakibe en sert giren takımı Galatasaray büyükler arasında en az kartı gördü. Çünkü Servet Tomas gibi oyuncular Fenerdeyken gördükleri kartları GS de çok daha sert hareketlere karşı görmedi. Bu yüzden Fener Avrupa'da başarılı oldu GS "helva" gibi dağıldı.
  • - Takımı puan olarak gerideyken "20:45 de kesin şampiyonuz" diyen Adnan Polat Fenerbahçe galibiyetiyle büyük avantaj yakalamışken ve hatta son maçta Oftaşa karşı beraberlik yetiyorken daha maçlar bitmedi şimdiden şampiyonuz diyemem dediği için bazı yazarlarca neredeyse "kutsandı".
  • - Fenerbahçe yaklaşık 90 Milyon $ lık takım iken GS 80 küsur Milyon $ takımken medya tarafından MAZLUM ve fakir ama gururlu genç olarak lanse edildi.
  • - Hep Fenerbahçenin yabancılardan kurulu bir takım olduğu ama GS nin Türk oyuncularla mücadelesi ön plana taşındı. Kimse sormadı Barusso lar Carusca lar Bouzid ler Türkiyenin hangi ilinden? ya da Volkan Yaman, Barış, Ümit, Serkan Almanyada yetimemiş mi? Önder Belçikadan geldi diye yabancı oluyorda Almanyadan gelenler Malatyada mı yetişti?
  • - Fenerbahçe bir ara arazisini bile kanunen sahiplendiği yere kendi cebinden 85-90 Milyon $ harcayıp tribünsüz maçlar yaparak stad yaptı ve devlete hediye edip kiracı durumunda kaldı. Ama GS kiralık arazide devletin stadını yenilemeyip bedava araziye devletin ve tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla stad yaptırıyor ve utanmadan üste bir de para istiyor. İnsanlar da sırf GS li olduklarından bunu savunuyor. Kirasını bile ödemeyip kiracılık hakkını bile kaybettiği araziden 100 milyon dolardan fazla rant sağlayan GS vergilerini de ödemeyip affettiriyor. Fenerin suçu dürüst olup devleti soymamak sanırım.

Daha yazılacak çok şey var da görmek istemeyenler zaten görmüyor. iz de buraya yazıyoruz ki tarihe kayıt düşelim. Bu haksızlıkları gelecek nesiller de öğrensin. Belki içlerinden Hakkı Yalçın ya da Serdar Turgut gibi düzgün isimler çıkar da prensipleri uğruna takımlarından bile vazgeçerler.

Ama görünen o ki Fatih Altaylı gibiler her zaman aynı yöntemleri uygulamaya devam edecek. Şampiyonluğu neredeyse garantilemişken hala maçlarına atanan hakemi yönlendirmek ve kendi lehine çevirebilmek için maç öncesi bu hakem şaibeli diye yazacaklar. Merak ediyorum maçtan sonra şampiyon olunca o hakemden özür dileyecekler mi? Tabii ki hayır. Onlar herkesi kendileri gibi görüyor. Onlara göre kazanmak için her yol mübah.

Fenerbahçeli teknik ekip ve Futbolculara onurlu ve dürüst bir sezon geçirdikleri için teşekkürler. Avrupada çok büyük zaferlere imza attıkları ve bu gururu bizlere yaşattıkları için de tekrar teşekkürler. Ama son maçlardaki isteksiz görüntüleri ve özellikle son maçta TS a yenilerek Sivas ın UEFA yolunu engelledikleri çin sitemler. Bir tebrik de Kasımpaşaya. Düştükleri belli olduğu halde aynı mücadeleyi dürüstçe sürdürdükleri için. İ.B.B ve Vestel Manisaya da GS ve BJK maçlarındaki "demotive" halleri için sitemler.

İyisiyle kötüsüyle, ama hak edenin değil daha çok ve her şekilde isteyenin kazandığı bir lig oldu. Zaten futbolun adaleti olsa bu kadar cazip olmazdı.

2008 Avrupa Futbol şampiyonasında Milli takıma sonsuz başarılar.





Hit Counter

02 Mayıs 2008

Büyüklük ve devrim...

Geçen hafta Fenerbahçe kötü bir oyun oynadığı maçta rakibine yenildi ve şampiyonluk şansını altın tepside rakibine hediye etti.
Ardından çok şey yazıldı, çizildi. Taraftar çok kızdı, öfkelendi. Bazı kendini bilmezler tesislere gidip futbolcuları taciz bile etti. O beyinsel evrimini tamamlayamamış yaratıklar 1-2 hafta önce aynı futbolcular sayesinde en mutlu günlerini yaşıyor ve Şampiyonlar Liginde çeyrek final oynayan takımlarıyla övünüyor tanıdıkları rakip taraftarı kızdırıyorlardı. Ama nankörlük ruhlarına işlemiş bir kere. Onlarda sevginin, TARAFTARlığın zerresi yok. Onlar sadece arenada aslanla dövüşen gladyatörleri izlemek istiyorlar. Onların sayısı son zamanlarda iyice azaldı ama Fenerbahçe evrimini de devrimini de sürdürmekte kararlı. İslam Çupinin o büyük sözünü öğrensinler artık.

Fenerbahçe bir aşktır. Bazıları bunu çok sonra öğrendi, görünen o ki hala öğrenmeyenler var. Ama onlar da öğrenecek. Çünkü bizler HER ŞEKİLDE ve MUTLAKA şampiyonluk değil, hakettiğimiz şampiyonluklar ya da ŞEREFLİ 2.likleri tercih ederiz.

Ama bazıları bu yolları iyi bilir, onların saatleri vardır 20:45 i gösterir, bazı şehirlere yollayacak arabaları vardır, çantalarla paraları vardır. Hatta onların 8 tane yabancıları vardır ama toplayınca 1.5 eder. Onların "hocaefendileri" vardır. Maç için duasını da alır, şirketi için kredisini de.
Tüm onları kendileriyle ve cemaatleriyle başbaşa bırakıyoruz.

Bir de hakemlerden canı yananlar vardır. Kiminin 2 yıl penaltıları verilmez. Gıklarını çıkarınca pişman edilirler. Kimileri de papermoonlarda maç oynayacakları rakiplerinin altına yatma planları yaparlar. Kendi ellerinden Zaladlı şampiyonlukları çalanları değil dostlarının düşmanını düşman bilirler. Bilmezler mi dost görünenler kzuu postundaki aslandır. Onları da kendileriyle ve kulübün yakında tapusunu da alacak başkanlarıyla başbaşa bırakalım.

FENERBAHÇE evrimini de devrimini de sürdürmek zorundadır. Bunlara benzemek istemiyorsa, 10 yılda inşa edilen ve her yıl güçlenen KALEsini kendi elleriyle yıkmak istemiyorsa HEP DESTEK TAM DESTEK demeye devam etmeliler. Bunu yapmalılar ki yarın takımlarının Avrupa başarılarında "benim de payım var, biz kocaman bir aileyiz" diyebilsinler. Rakip taraftarlarla "biz senede şu akdar forma, bu kadar atkı satın alıyoruz, sizin gibi tüyü bitmemiş yetimin hakkını devletten araklamıyoruz" diye dalga geçebilsinler.


Gelelim maça.

Yalan ve saptırma -1: Neymiş galatasaray yerlileriyle Fener Brezilyalılarıyla bu noktadaymış. Fenerin Brezilyalıları var, doğru demek ki iyi yönetiliyor, yabancılarına verdiği paranın karşılığını alıyor. Fenerde Appiah sakatlığı nedeniyle alınan son oyuncuyla 9 galatasaray da 8 yabancı var. Onlar kötülere para saçtıysa suç kimin?

Yalan ve saptırma -2: Fenerin parası var galatasaray fakir. Harcadıkları paralara bakın. Biri 95 harcadıysa öbürü en az 85 harcamış. En az diyorum çünkü rakamları doğru beyan ettikleri şüpheli. UEFA yıllarından bu yana yayın gelirleri vs. hesaplanırsa kazandıkları paralar da aynı. Fark nerede, taraftarın takıma sahip çıkmasında. Bu arada Fenerbahçe 100 milyon dolarını da kendi cebinden yaptığı HER KURUŞU HELAL stadına harcamış. Galatasaray ne yapmış? devletin arazisinde bulunan kiralık stadının kirasını bile ödemeyip haklarını kaybettiği halde kitabına uydurulmuş ve "HAKLARINDAN vazgeçip" karşılığında bedava arazi üstüne de devletin parasıyla bedava stad anlaşması yapmış. Utanmadan bir de üste para istiyor. Verilen arazi ve stadın 100 milyon dolarlık peşkeş kısmına bile itiraz etmiyoruz da insanda biraz utanma olur ve o araziye villa yapıp rant sağlamaya çalışmaz artık. Devlet mecidiyeköydekini yık yenisini yap desydi ne olurdu? Fener öyle yapmadı mı? Avrupada oynarken tribünsüz stadda kaybedilen puanların ligde kaybedilen puanların hesabını kim verecek? YUH artık.

Yalan ve saptırma -3: Kayseri maçında hakemler Feneri kollamış. Yalanın daniskası. Atılan gol de nizami, süre de az bile uzatıldı. Ya galatasaray ın AÇIK SEÇİK hakemlerle kazandığı 15-17 extra puan ne olacak? Yavuz hırsız ev sahibini bastırıyor. İBB maçını nasıl oynadıklarını da gördük. Ya da Kayserinin onlara ve Fenerbahçeye karşı oyununu da. Ardından Sivasa yeniip seyircileri birlikte selamlamasını da.

Bunların hayatı yalan rüzgarı gibi yazmakla bitmez. Ama lig daha bitmedi. Gerçi Oftaş cepte sayılır, ne de olsa Cavcav galatasaraylı. Fener de Gençlerbirliği ile oynayacak. Bunlara rağmen tutmuşlar Sivas Fenere oynayacak havası yaratmaya çalışıyorlar. Sanki Sivas Denizli ya da Kayseri ya da İBB gibi RAHAT takım.

Bir laf vardır "şişman kadın şarkı söylemeden opera bitmez" der. Şimdi şişman kadının şarkı söylemesini bekliyoruz. Bakalım şişman kadın sahne alacak mı? yoksa hakemler tarafından asıl şişman kadına çok daha önceden uzuuun bir konser verdirilmişti opera onunla mı bitecek.

Her şeye ve herkese rağmen, kupadan hakemle elenen, şampiyonlar liginde çeyrek final oynayan ve Liverpoolun bile yenemediği Chelsea yi tek yenen ve elinden kaçıran, ligde de rakiplerinin aldığı haksız puanlarla ve bu kadar yükle birlikte kendi kaybettiği puanlarla işi bu noktaya getiren Fenere kızmayın.

Mesela şunu düşünün, sezon başında size " şampiyonlar liginde çeyrek final oynayacaksınız ama karşılığında kupadan elenecek, son 2 haftaya da 3 puan geride gireceksiniz ama rakibinizin de kritik maçları olacak". Ne derdiniz? Eğer kabul etmezdik derseniz inanmam çünkü o zaman Daum zamanında yaptığınız eleştirileri "bizi Türkiye ligi kesmez, burada şampiyonluk değil Avrupada başarı istiyoruz" söylemlerini hatırlatırım.



Hit Counter

20 Nisan 2008

Final...

Çekirgelerden biri kendi ipini çekmişti. Ama diğeri yani her zaman hakemlerce ittirilen extra puanlar toplatılan son haftaya kadar kafa kafaya getirildi. Her maç yapılan pis fauller ve rakibi sakatlayacak hareketleri hakemlerce görülmeyen galatasaray İBB gibi güçlü bir rakiple de bu yolla başedebilmek için tam istediği hakemi bulmuştu. Meşhur Selçuk Dereli. Daha 8. dakikada rakibi biçen galatasaraylı oyuncuya kırmızı kartını veremedi. Zaten yaptıkları yapacaklarının teminatı olan Dereliden beklenmezdi de. Ama utanması olmayanlar 3. dakikadaki Ardanın Keremi itmesiyle 28 dakikada Ümit Karanın rakibi itmesini ayıramayan ya da ayırmak işine gelmeyen Dereli...

2 takım da pozisyon bulamadı ama 1 i ofsayttan biri rakibin kendi kalesine attığı diğeri de topa vuramadığı halde tıngır mıngır bir şans golüyle maçı 3-0 kazandılar. Hatta Kerimin kendi kalesine attığı golde Arda'nın arkadan itişi ve net faulü vardı. Bu faullü golle maç 3. dakikada 1-0 başlatıldı. Ama bunlara zaten sezon başından beri alışığız. Hatta önceki yıllardan beri...

Örneğin her maç her pisliği yapan rakibi çileden çıkaran Lincoln, Barış, Ayhan, Servet gibi oyuncular yine iş başındaydı. Ayhan rakibine direk sarı kartlık şekilde girdi ama kart yok. Lincoln her pozisyonda hakemi kandırmaya çalıştı ama kart yok. Barış ın ve Servet in dirsekleri Necati ve Efe nin suratında defalarca patladığı halde gene kart yok. Hatta bir pozisyonda Emre de rakibine kafa attı ama forması Sarı lacivert olmadığından kart görmedi.

Bu maçın tek iyi tarafı vardı o da Selçuk Dereli yönettiği için haftaya derbiyi yönetme şansı kalmadı.

Beşiktaş zor da olsa Rizede kazandı ve Avrupa şansını sürdürdü. Şampiyon olmaları için bayağı büyük bir mucize lazım.

Sivas kazandı. Şimdi Fenerbahçe sonrası galatasaray ı bekliyor olacaklar ve hakem engeline takılmazlarsa şampiyonlar ligine gideceklerdir.

Bence bu yıl Sivas ın gözlerden kaçan bir avantajı vardı. O da rakipleri hep bir önceki hafta Fenerle oynadığı ve varını yokunu sahaya koyduğundan Sivas her hafta karşısında yıpranmış rakipler buldu.

Fenere gelince şampiyonlar ligi defterini kapattıkları her halinden belli oluyordu. Oyuncuların konsantrasyonu çok iyiydi.

Şimdi ligin düğümünü İskenderin kılıcı gibi bir maç çözecek.

Galatasaray İBB maçında oynadığı sistem ve düzenle oynayacak gibi görünüyor. Ancak bu sistemle oynadıklarında İBB karşısında bile pozisyon bulmakta zorlandılar. Fenerbahçe gibi zorluk derecesi yüksek maçları iyi oynayan ve Avrupalı pek çok rakibine bile pozisyon vermeyen bir rakibe karşı da pozisyon bulmaları zor. Tabii b urada hakem faktörü devreye giriyor. Özellikle Lincoln gibi "pislik" yapan ve sürekli hakemi kandırmaya çalışan, Barış gibi rakibe her türlü sertliği yapan oyunculara dikkat edecek ve gerektiğinde kartlarını kullanacak bir hakem lazım. Bu işi Türkiyede şu anda tek yapacak isim de Fırast Aydınustur. Çünkü onu görünce oyuncular kandırmaya yeltenmiyor bile. Zaten bütün sorun oyuncuların kötü niyetli olmasından kaynaklanıyor.

Kalan maçlara bakılırsa Fenerbahçe deplasmanda galatasarayla ardından içerde gençlerbirliğiyle ve son hafta Trabzonda Trabzonla oynayacak. Ama Galatasaray açısından bakılınca içerde 2 li averajda geçmesi gereken ve bu nedenle beraberliğin yaramadığı maçta Fenerbahçeyle ardından deplasmanda Sivasla ve ardından içerde Gençlerbirliği oftaş gibi iyi bir takımla oynayacak. Yani bakıldığında en zor fikstür galatasarayın gibi görünüyor. Ama maçlar oynanmadan kaznılıp kaybedilmiyor.

Şimdi Fenerbahçenin korkulu rüya görmemesi için rakibini yenip haftaya kendi sahasında şampiyonluk turu atması gerekiyor.

Tabii bir önceki yazıda belirttiğimiz "hakem hataları" olmasa galatasaray ın 4.lüğü şimdiden garanti olurdu o da ayrı.











Hit Counter

13 Nisan 2008

Aynı oyunlar oynanıyor dikkat...

6alatasaray- Trabzon maçında yardımcı hakem Trabzonun buz gibi golünü ofsayt diye yedi 6S bedava 2 puan daha alarak bu yıl aldığı beleş 13 puana 2 daha ekledi.

Ankara - Fenerbahçe maçında ise 15.dk da elle oynamaya penaltı verilmedi ve 2-0 olacak maç 1-0 devam edip 1-1 e geldi. Yani Fener in rahatlaması engellendi. Sonra her Fener in önde olduğu maç gibi 4 dk uzatma verildi. Hadi ona da tamam diyelim. 92.dakikada Kezman kendi sahasından çıktığı halde yardımcı neresiyle gördüyse ofsayt verdi ve 4 e 1 gole giden Fener akınını kesti. Tıpkı 6S karşısında Gençlerbirliğinden Isaac inki gibi. Sonra 4 dk uzatma olan maçın 90+5. dk sında Ankaranın doldur boşalt topla golü attı ve 2 puan uçtu. Zaten şampiyonluk yarışının yardımcı hakemlerden geçtiğini 6alatasaraylı yöneticiler söylememiş miydi.

Bunlar alıştığımız hakem müdahaleleri. Fenere negatif 6S ye pozitif hem de 15 puanlık pozitif etkilerin devamı. BUnlara alıştık artık. Ama suç biraz da Fenerbahçeli oyuncularda. Kendilerine güveniyorlar tamam. Ama hakemlerin bu yanlışlarını artık öğrenmiş olmaları lazım. 1-0 öne geçince rahatlamamaları lazım. 2 yi 3 ü bulmaları lazım. Yoksa hakemler ne yapar eder bir yolunu bulur. Zaten maçı tekrar izleyenler hakemin 2 li mücadelelerde Ankaralıların her kendini yere attığında nasıl faul verdiğini ama onların sert müdahalelerinde nasıl devam ettirdiğini yani nasıl Fenere top oynatmadığını da görecekler. O zaman Fenerli futbolcu penaltı kazanınca penaltıcın kimse o atacak. Tek farklı öndeyken fanteziye girmeyeceksin. Umarım bu maçta kaybedilen 2 puan senenin kaderini etkilemez ve Denizlide olanlar sonucu kaybedilen şampiyonluk gibi hak etmeyen birileri şampiyon olmaz. Tabii futbolun adaleti varsa, çünkü hakemlerin adaletinin olmadığını artık net şekilde biliyoruz.

İşi şansa, hakeme, art niyetli rakibe bırakmamak lazım. Erman hocanın! dediği gibi işi son maça bırakmamak lazım. Çünkü 6S karşısında her zamanki gibi hamur gibi olan TS iş Fenere gelince tekmeye kafa sokar hale gelecektir, kimsenin şüphesi olmasın. Tıpkı Kayseri gibi. Bu oyun her yıl böyle oynanır. Fener ve antiFenerliler arasında. Şimdiye kadar son 5-6 yılda 1 kez başarılı oldular, ikincisini yaşatmamak lazım.

Şimdi 6S nin bu yıl aldığı extra puanların dökümünü yapalım da kayıtlarda bulunsun. İsteyen o maçları tekrar izlesin.

________________________________________________________
4. Hafta V.Manisa_GS 2-2 Vestel 1-0 öndeyken Ümit kendini atıp penaltı kazanıyor sonra oyunu çevirip 2-1 de öne geçiyor ama Vestel yine de beraberliği kurtarıyor. Üstelik belki de kazanacağı maçta.

Yani: en az 1 extra puan.
________________________________________________________
7. Hafta GS-BJK 2-1 İlk gol Ardadan çıkan top korner veriliyor ordan atılıyor, 2. gol yine Arda bu kez kendini atıp bedava penaltı alıyor.

Yani : 3 Extra puan.
________________________________________________________
10. Hafta Denizli-GS 1-2 90+ da Ümit yine kendini atıyor ve tanıdık bir isim Bünyamin Gezer (Hani Feneri doğramasıyla tanınıyor Manisa maçında 35 metreden kezmana küfür etti diye kırmızı vermişti.) işte o penaltı uyduruyor ve maçı GS alıyor.

Yani: 2 extra puan
________________________________________________________
11. Hafta G.Antep-GS GS yenikken son dakikada Servet in en az 3 metre ofsayt golüyle beraberliği kurtarıyor

Yani: 1 extra puan
________________________________________________________
14. Hafta GS - İBB 2-2 90+2 de Ümit net ofsayttan golü atıyor

Yani : 1 extra puan
________________________________________________________
27. Hafta GS-Denizli 2-1 89 da Kaleci Servete ikram ediyor ve GS maçı alıyor (Buna sadece kaleci hatası denmez. Hamidou nun 28. hafta Gençlerbirliği maçında yediği 2 gole dikkat !!! Yeni Zalad olma yolunda ilerliyor)

Yani extra: 2 puan
________________________________________________________
29. Hafta GS-Gençlerbirliği 1-0 KUDDUSİ iş başında. Hepiniz izlediniz, önce Gençlerin penaltısını vermiyor, ardından ilk yarı biterken 5-4 yakalamışken akını kesip golü önlüyor sonra ikinci yarıda kendi sahasından çıkan Isaac e ofsayt veriyor ve net gol pozisyonunu engelliyor.(belki penaltı-kırmızı da olabilecekti ve sonraki maçı da etkileyecekti bu da cabası) 89 da GS karambolden golü buluyor

Yani: extra 3 puan
________________________________________________________

30. Hafta 6S TS maçında Trabzonun buz gibi golü ofsayt diye verilmiyor.

Yani extra 2 puan daha

TOPLAM ne mi etti? 15 extra hakem puanı. Peki bu durumda şu anda GS nin yerini hak ettiğini kim söyleyebilir? Kimse mi? Zaten onların hak adalet gibi kavramlarla işi olmaz, uzmanlık alanları şahin otomobiller, Zalad'lar, çantalar dolusu paralar ve 8-0 olanlar onlar.

Ligdeki 2li averaj sistemi bile onlar yüzünden çıkmadı mı? Son maçlarda 8 er gol atmasınlar diye. Ben daha ne diyim. Yazıklar olsun... Ama herşeye ve herkese rağmen yine şampiyon Fenerbahçe olacak. Kutsal ittifak gene kaybedecek.


Hit Counter

06 Nisan 2008

Zorla zıplatılan çekirge...

Hafta arası Fenerbahçe Chelsea yi üstelik 1-0 geriden gelip yenmeyi başardı. Üstelik kendi kalesine gol atıp demoralize olmasına rağmen. O Chelsea ki 2 yıldır yenilmiyor. 8 şampiyonlar ligi maçında sadece 2 gol yiyen, son 6 şamp.ligi maçında gol yemeyen, 2 yılı aşkın süredir 1 maçta 2 golü birden yemeyen Chelsea ye 1 avans verip 45 dakikada 2 gol atıp en az 3-4 taneyi kaçırmak ve seyircinin üç üç üç. diye bağırması. Herhalde rüya görsek zor inanılırdı. Ama artık Fenerbahçe kimi yense sürpriz olmaz. Ve bence bu turu geçerse finale kalır.

Kulübü bu ana taşıyan uzun vadeli ama çileli yolda yanlışlarından arınıp hep doğruları yapan başta Aziz Yıldırım olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler. Bu gurur bizlere bir kez daha ne mutlu Fenerliyim diyene dedirtti.

Şimdi gelelim Beşiktaş, Chelase ardından Kayseri maçına. Her takım rakibinin durumu ne olursa olsun kazanmak için oynamalı ve bu da zaten normal olanı. Ancak aynı Kayseriyi bir iki hafta önce 6S karşısında da seyrettik. Ne hırs ne mücadele ne isyan, ne zaman çalma ne yere yatanın kalkmamasını göremedik. Şimdi iyi mücadelelerini anlamakla birlikte bu maçtaki AŞIRI motivasyonlarını anlayamadık. Maç sonrası da sanki YÜKLÜCE BİR PRİMİ kaybetmişlerin üzüntü ve kızgınlığı vardı.
Özellikle şimdiye kadar takdir ettiğimiz Tolunay Kafkas ın hakemle ilgili söylediklerinin 10 da birini keşke Kayseri de Edu nun haksız atılışı sayesinde çevirip kazandıkları maç sonrası da söyleseydi. Biraz daha inandırıcı olurdu.

Gelelim maça, evet penaltı ağır bir karardı. Arkadan Deivid e itme var ama istese devam edebilirdi. Ama o itme sonrası hakeme neden penaltı verdin denilemez. Hadi diyelim ki penaltı yanlıştı, 2 yıl penaltıları verilmeyen Fenere hep diyorlar ya senin Iglesias ın 5 metreden golü atsaydı kardeşim. 2 Yıl bariz penaltıları verilmeyen, kartlarla doğranan, bir takım lehine müsaade edin de bir kez (rakamla 1) hakem hatası yarasın. Ya 6S ye ne demeli en az 4-5 maçı ki içlerinde 8taş maçı da var resmen uyduruk penaltılarla aldılar. Hele onlar hiç konuşmasın. Az önce biten maçta Gençlerbirliğinin meşhur KUDDUSİ tarafından nasıl doğrandığının hesabını versinler önce. Sabri rakibini resmen ve etraflarında kimse yokken görüş açıkken indirdi ama penaltıya yüreği yetmedi. Ya da aldığı görev öyle gerektiriyordu. Sonra ilk yarı biterken Gençler rakibi az adamla yakalamış gol atacak cart düdük yarıyı bitirdi. 2. yarıda da kendi alanından çıkan Isaac e ofsayt kaldırıp karşı karşıya pozisyonu kestiler. Sonra da kael içine şişirilen topla maçı ve bedava 3 puan ı daha aldılar. Yani çekirge KUDDUSİ TARAFINDAN ZORLA SIÇRATILDI. Bakalım ne kadar gidecek bu. Gençlerbirliği düşerse o bayrakları kaldıranlar ve o penaltıyı vermeeyn KUDDUSİ nasıl uyuyacak acaba?

Bir başka ilginç kişilik de tüpçü başkan. 6S ye bedava uyduruk penaltılarla yenilirken hiç sesi çıkmıyor da Fener maçına gelince ASLAN kesiliyor. Bence görevinden istifa edip saatçi Adnan'ın asbaşkanı olsun. Süleyman Seba döneminde saygı duyulan Beşiktaş'ı "cincon"un asistanı yaptı helal olsun. Hala onu destekleyen taraftara da ne demek lazım bilmiyorum. Bu kafayla devam ederlerse Trabzon' un haline düşerler.

Son söz. YETER KUDDUSİ, artık gerçekten YETER. O düdüğü al..... ve hakemliği bırak artık YETER......

FENERBAHÇE ye Chelsea önünde şans ve başarı dliyorum. KUDDUSİ yi de Allah'a havale ediyorum....




Hit Counter

01 Nisan 2008

Çekirge kebabı

Çekirgeler düşmeye devam ediyor. Geçen hafta biri tökezlemişti bu hafta son darbeyi Fenerbahçe vurdu. Üstelik dua etsin Chelsea maçı vardı da fala yüklenmedi yoksa yeni bir Liverpool hezimeti daha olabilirdi. (Sadece son 10 dk da 4-5 gol olabilirdi gerisini siz düşünün)

6alatasaray a gelince, bu kez karşılarında 88.dakikada topu çizgide teslim edip golü yiyecek Süleyman Hamido yoktu ve hezimetten kurtulup 1 puan aldılar. Zaten ilk yarıdaki maçta da yenilgiden Servet in maçın sonlarında 3 metre ofsayttan attığı golle kurtulmuşlardı. Eğer 4-5 maçta uyduruk penaltılar olmasa (Ümit, Arda, ve Hakan ın kendilerini atıp aldıkları penaltılar) şimdiye kadar inter toto bile tehlikeye girmişti ama o bedava puanlarla bugünlere geldiler. Bu maçın konuşulacak tarafı yok. Gaziantep ilk 15 dakikada 3-0 yapabilirdi. 2 top çizgiden çıktı birini kaleci kurtardı ve doğru dürüst pozisyona giremeden 0-0 bitti.

Esas film İnönüdeydi. 8taşlı taraftarlar daha önce PSV, Inter, CSKA ve Sevilla maçlarında yaptıkları gibi Chelsea formalarını giymişti. Sahadaki oyuncularda totem peşinde koşan başkanları yüzünden her sıkıştıkları maçta olduğu gibi 100. yıl formasıyla çıkmışlardı.

Daha ilk 5 dakikada maç 2-0 olabilirdi. Kazım İ.Üzülmezle kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı. Sanki Çin yapımı Anelka gibiydi. Sonra Hasan Ali Atasoy'un muhteşem buluşu olan ismiyle Rolex De Souza çıktı sahneye ve maalesef Milli takımımızla 2008 e gidecek olan Gökhan Zan ın yanından kafayla çaktı.

Senmisin gol atan, zaten Jimnastik kulübü olan 8taşlı seyirciler futboldan ümidi kesmiş olacaklar atma dalında denemelere kalkıştılar. Isınma hareketlerini maç başlamadan sahayı kontrol eden Fenerlilere pet su atarak yapmışlardı nasılsa. Alex polis kordonunun engellemeye çalıştığı mağara devri adamlarının önünde kornere giderken pet şişeyi böğrüne yedi. 25-30 metreden su şişesi yiyen herkes gibi yere indi. Gerçi Kazım Kanat bu konuda iddialı, o pet suyu yiyip yere düşülmeyeceğini düşünüyor. Denemek lazım tabii. Fener godlen sonra her zmanaki gibi ve sıradaki Chelsea maçını da düşünerek kontrollü oyuna döndü. Ama ani gelişen bir atakta Volkan ın gereksiz çıkışı nedeniyle golü yedi.

8taşlılar acaba mı dediler. Ama Fener bu istediğinde gol atıyor. Alex topla driplinge kalktı ve arkadan sarı kartlık bir hareketle indirildi. Hakem devam dedi ve Semihin asistiyle golü buldu. Ama hakem golün üzüntüsünden olacak Alexi indiren Nobreye sarıyı vermedi.

Zaten daha önce Colin Kazım a direk, sakatlayacı ve kasti, kusura bakmasın ama hayvani bir tekme savuran Kasap Bakiye kırmızıyı gösteremediği gibi.

Ama gol sevinci yaşayan Alex ve Semihe kartı sektirmedi.

Zaten ilk yarıda Colin 5. viteste giderken Baki ile karşılıklı itişe kakışa ceza alanına girmiş ve Baki her zamanki kasaplığıyla arkadan tekmeyi basıp indirmişti. Ama hakem penaltı ve sarı kartı o dakikada verse maç 2-0 8taş 10 kişi kalacağından öncesindeki karşılıklı itişmeden Coline faul verip kendince olayı çözdü.

Fenerin ilk golünden 3 poazisyon önce Colin topu çizgi üstünden sürüp gitmiş topu 8taşlılar almıştı. Hatta ara pasını doğru atabilseler attıkları gole benzer bir pozisyon doğacaktı. Sonra top kaptırıldı ve arkasından gelen sağ kanat akınından gol oldu. Ama ağlak 8taşlılar golü bile buna bağlayacak kadar acizlik gösterdiler.

Ceza alanında bir pozisyonda Colin Holoskonun arkasındayken top yerden sekti ve Holsokonun eline de çarparak havalanmaya başladı. O sırada önündeki Holoskodan topu göremeyen Kazım rakibin önüne geçip engellemek isterken o meşhur elle oynama dedikleri pozisyon oldu. Topun ele teması bile net değil. Kaldı ki (ya da moda tabiriyle velev ki) değmiş olsun orada elle oynamak isteyen oyuncu topu rakibin önüne mi bırakır? Biraz izan. Tuttular penaltımız verilmedi diye.

Gerçekten penaltı konusunda ağlamaları gereken maç ilk yarıdaki 6s maçıydı. Arda kendini bırakıp penaltı uydurtmuş 6s de maı o penaltıyla almıştı.

Neyse özetle iyi olan ve hakeden kazandı. Geçen hafta TS maçında hakemi protesto ettikleri için takdir ettiğimiz 8taş seyircisi de sahaya yağdırdığı su ve yabancı cisimler nedeniyle sınıfta kaldı. Zicoya telefon Alexe su, para vs. attılar. Ayrıca uzun süre galiz küfürler de ettiler. Bakalım ne ceza alacaklar. 6s ye saha kapatan federasyonun bunlara en az 3 maç ceza vermesi lazım.

Ayrıca İnönü yıkılacak diyorlar umarım yıkılır çünkü orada korner atacak kadar yer bile yok. O nasıl bir tasarım harikasıdır? Kesin başkanın kendi tasarımıdır.

Fenerbahçemize Chelsea önünde sonsuz başarılar diliyoruz. Umarız yemeden kazanır ve turu geçer. Selçuk Yulanın yazdığı gibi, yarıfinalde Liverpool çıkarsa 8taş seyircisi 8 yediği takımı mı destekleyecek?




Hit Counter

23 Mart 2008

Çekirgelerden biri bir kez daha sıçradı...

Demiştik ki özellikle galatasaray ve beşiktaş maçlarını ite kaka zar zor v e son dakikalarda kazanıyorlardı. Beşiktaş bu kez sıçrayamadı. Ama galatasaray 88 de kalecinin hediyesi bir pozisyonda olmayan gol yaratılarak 3 puanı kurtardı.

Fenerbahçe Kasımpaşa maçı geçen haftaki Konya maçı gibi başladı ve öyle bitti. Tek fark Kasımpaşa gol atmadı. Fark yine 3 oldu. Belki 6-7 bile olabilirdi. Üstelik Fenerbahçe kendini sıkmadı bile.

Beşiktaş maçında nihayet bir hakem gördüğünü çaldı ve Bobo yu attı.

Galatasaray maçında ise resmen şans golüyle kendileri bile 2 puan gitti derken altın buldular. Denizlinin şanssızlığı 2 oyuncusunun sakatlanıp çıkması ve değiştirme haklarını erken bitirmek zorunda kaldılar. Yusuf da sakatlıktan çıktığı için 60 dan sonra oyundan düştü ve onu değiştiremediler. Yoksa o şans golüne meydan vermezlerdi. 2. hatta 3. golü bulabilecek çok net pozisyonları da buldular ama atamadılar.

Maçlardaki teknik olayları bir yana bırakırsak hakemlerle ilgili belirli bir düzelme olduğunu görüyoruz. Ancak anlamakta güçlük çektiğimiz bir durum hala devam ediyor. Fenerli Deivid elle oynayınca kartı görüyor da BJK li oyuncular 3 kez oynayıp kart görmüyor. Aynı şekilde Fenerli oyunculara ya da galatasarayla oynayan rakip takım oyuncularına hakeme itiraz yasak ve cezası sarı kart ama galatasaraylı Sabri, Ümit, Okan, Hakan Şükür, Arda defalarca itiraz ettiler ama ancak Ümit 3. sert itirazından sonra kart gördü. Yine Mehmet Topal 2-3 kez topu elle oynadı ama ona da kart yok.

Şu elle oynayınca kart görme kuralı sadece Fenerli oyuncular için mi geçerli acaba?

Özetle çekirgelerden biri belki de son kez sıçradı. Bundan sonra işleri çok daha zor. Ama artık hakemler şu galatasaraya kart göstermeme işini çözseler iyi olur. İyice tadını kaçırmaya başladılar.


Hit Counter

16 Mart 2008

Hoplayıver çekirge...Zıplayıver çekirge...

Hep aynı şeyleri yazmaktan ve görmekten bıktık artık.

Yine bir gs maçı. Yine kaleci rakibi düşürüyor yine penaltı yok. Ve daha maçın başı. Sonra berbat bir oyun ve karambol golle 3 puan. Oh ne ala memleket.

Dönüyoruz İnönü stadına. Bjk maça iyi başlayıp TS un büyük hatası ile öne de geçiyor. Devre biterken de nefis bir frikikle 2-0 oluyor ama haklı şekilde 10 kişi kalınca mahkum oynarken hakem sahne alıyor ve TS lu Barış ı haksız şekilde atıp maçı orada bitiriyor.

Maçta Nobre yan hakemi ve hakemi neredeyse dövecek ama kart yok. İbrahim Toraman her pozisyonda el kol hakeme saydırıyor ama ona da çift dalana kadar kart yok. Baki Fenerde olsa hiç bir maçı tamamlayamaz. Tıpkı Servet gibi. Demek Lugano nun kartlardan kurtulması ve daha sert oynayabilmesi için gs ye ya da bjk ye transfer olması lazım. Bu artık net şekilde belli.

Fenerbahçe ye gelirsek Konya da önce güneşin ve zeminin de etkisiyle uyudular. Sonra Ceyhun uyuyan devi uyandırdı. Fener 5-10 dakika kendisi gibi oynayınca ligde hiç bir takım önünde duramıyor. Bunu yine gördük. Semih girdi ve maçı çevirdi. Tabii ısınmadan girdiği için de sakatlanıp çıktı. Görünen o ki Fenerbahçe ligde büyüklerle oynadığı maçlar hariç Maldonado ile tek ön libero ve Semih Kezman çift forvet oynamalı. Maldonado nun Şampiyonlar liginde çok katkısı olacağa benziyor. Umarım sakatlık vs. olmaz da zevkle izleriz o basit ve etkili oyunu.

Bu yıl şampiyonluk düğümünü derbiler çözecek. Malum eski federasyonun "abuk" fikstürü nedeniyle Fenerbahçe ozr maçları üst üste ve 13 gün içinde 4 maç şeklinde oynayacak. Allah yardımcıları olsun. Fenerbahçe böyle zorlukları daha önce de gördü ve başarıyla çıkmasını bildi.

Tek sorun hakemlerin bjk ve gs ye kötü oynadıkları maçlarda ufak itmelerle destek vermeleri. Yoksa puan farkı şimdiye kadar çoktan açılmış olurdu. Sıralama da Fenerbahçe - Sivas - Bjk - gs şeklinde olurdu.







Hit Counter

10 Mart 2008

Nerde kalmıştık...

Fenerbahçe lige döndü. Hem de ne dönüş. Savaş Ay'ın tabiriyle Pes Tel Manisa karşısındaki Fenerbahçe şunu tekrar gösterdi ki Selçuk Yula'nın dediği gibi bu takım bu lige fazla ve istediği her takımı yenebilir. Yeter ki isteyip konsantre olsunlar.

Böyle Fenerbahçe'yi geçen yıl ki Kadıköy'de oynanan Galatasaray maçında, Konya maçında falan görmüştük. Öyle bir tempo yaptılar ki rakibin dayanması mümkün değildi ve dayanamadı da.

Sağlı sollu gittiler demek isterdim ama Gökhan Gönül olmadığından sağ taraf aksadı. Sollu ortalı gittiler. Her atak gollük tehlikeler yarattı.

Maçın dakikalarını detaylarını herkes yazdı çizdi. Ben bunları yazmayıp başka yere dikkat çekmek isterim. Selçuk Dereli uzun süre sonra bir Galatasaray maçı yönetti ve fena da yönetmedi. Ama yine klasik alışkanlık devam etti o da Galatasaraylılara kart göstermeme sendromu.

Kadıköydeki maçta da eski bir tanıdık vardı. Pek çok maçta Feneri yakan hakemlerden Kuddusi Müftüoğlu. Gariptir o da fena maç yönetmedi. Fenerin ilk golü ve Manisanın gollerindeki ince ofsaytları yardımcısı atladı. Ama Kuddusi Müftüoğlu da kart alışkanlıklarında fazla ilerleme kaydedememiş. Alex e kolayca kartı çıkardı üstelik bekle işareti yapmadığı halde atışı işareti olmadan kullandı diye. Allahı var Manisalılar oyunu pek çok takımın yaptığı gibi tekem tokata dönüştürmeden temiz oynadılar.

Bir pozisyonda Aurelio ceza alanına daldı, rakibi dizi koydu ve Aurelio sendeledi. Ama forma rengi sarı kırmızı olmadığından olsa gerek devam etmeye uğraştı kendini bıraksa net penaltıydı.

Bir pozisyonda da Uğur topla ceza alanına girerken arkadan indirildi ve rakibi geçse gollük pozisyondu. Hakem orada da kart veremedi.

Maçın özeti şuydu. Fenerbahçe o kadar ezici bir futbol oynadı ki ilk golün ince bir ofsayt olmasına her fırsatta bazı bahane arayanlar bile laf edemedi. o kadar yani.

Duyduk duymadık demeyin, Fenerbahçe lige döndü. Hem de ne dönüş. Şimdi kara kara, kırmızı kırmızı düşünme sırası rakiplerde. Çünkü son hafta maçları gösterdi ki lig maçlarında Cüneyt Çakır gibi bir yönetim bulamayacaklar. (Bunu yazarken kimse Cüneyt Çakır ın art niyetli yönettiğini kastettiğimi düşünmesin. Sadece bazılarının etkisinde kalıp çok ama çok kötü bir maç yönetti ve turu Galatasaraya hediye etti. Çünkü verdiği kararları art niyetli biri veremezdi. Mesela maçı Adnan Polat yönetse o kadar taraflı kararlar vermezdi)


Hit Counter

06 Mart 2008

Penaltı.Gol.Tur....

FENERBAHÇE miz anasının ak sütü gibi helal bir turu daha geçti. Herşeye ve her kötü koşula rağmen. Yine kendi ayağına çelme takmasına rağmen.

Grup maçlarında Edu kendi kalesine gol attı, rakibe asist yaptı, zorla penaltı yaptırdı, son maçta da penaltı kaçırdı. Ama tüm bunlar futbolun içinde var ve Edu inanılmaz mücadelesi ve o kötü ruh hallerinden sıyrılmayı bilmesiyle parladı.

Volkan Sevillaya 9 dk da 2 gol armağan etti (gerçi ilk golün ikramı Selçuktandı) ama yıkılmadı ve ayakta kaldı. Belli ki Lincoln'ün sözleri hala kulaklarında çınlıyordu. Sonra rakibi değil kötü talihi tekmelemesi gerektiğini anladı ve devleşti.

Deivid ilk geldiği yıl sabırsız Fenerbahçe seyircisi tarafından protesto edildi. Ama Zico ona hep inandı, tıpkı benim inandığım gibi. Sonra Deivid Moskova'da maçı çeviren, İnter'i Kadıköy'e gömen Sevilla'ya tek başına isyan eden ve 2 gol atıp turu getiren adamdı.

Alex Fenerbahçe'ye verdiklerinin farkında olmayanlarca protesto edildi. Aziz Yıldırım onu ayakta alkışlayıp küçük maçların büyük oyuncusu diyenlerden daha fazla futbol bildiğini gösterdi. Alex bir de kaptan olunca tek başına takım oldu. Büyük maçların büyük oyuncusu olduğunu istatistiklerden bile anlamayanların gözüne soktu.

Lugano topçu değil diyenler bile hakkını teslim etti.

Tepki alan Uğur Boral kapasitesinin ne olduğunu başta Cavcav olmak üzere Fenerbahçe Maraton tribünü seyircileri dahil herkese gösterdi.

Zico'ya neredeyse futbolu bilmiyor dediler. Adamın gelmiş geçmiş en büyük orta saha oyuncularından olduğunu unutup orta saha kurgusunu bile cahilce eleştirdiler. Halbuki o futbolculuğunun yanında ne büyük bir ADAM ve büyük gönüllü bir insan olduğunu her konuşmasında edeplice ifade etti. Sevillayı eleyip dönerken bile Fenerbahçeye kendisini Avrupaya getirdiği için teşekkür edecek kadar büyüktü. Başkaları olsa neler söylerdi, kimlere kin kusardı tahmin etmek zor değil. Ama onun adı ZİCO ve Zico olmak kolay değil. Tabii anlayana.

Bunlar en bariz örnekler.

Hepsinde bir kötü dönem, eleştiri, yıkım ama ardından küllerinden yeniden doğmak var. Tıpkı Fenerbahçe gibi. O da kendi külerinden doğmadı mı? Pek çok maçta kötü duruma düştüğü halde maçları çevirmedi mi?

Şimdi herkes çıkmış başarıdan paylanmaya çalışıyor. Ulusoy bile 6+2 yi çıkardık o sayede başarılı oldular demiş. Bence yanlış söylemiş. Aslında başarının nedeni 2 yıldır Fenerbahçeye penaltı vermeyenler. Neden mi? Çünkü maç penaltılara kaldı ve Volkan Sevillanın attığı penaltılardan kimin hangi köşeye vuracağını bliyordu ama Fenerbahçe 2 yıldır penaltı atmadığından rakibin böyle bir şansı yoktu.

Bir de bu maçın hakeminin Cüneyt Çakır ya da Selçuk Dereli olduğunu düşünün. Maç 9-9 kişiyle falan ya biterdi ya bitmez. (Geçenlerde Dereli'nin bir Avrupa kupası maçını nasıl katlettiğini ve Fransızları nasıl çıldırttığını biliyoruz)

Neresinden bakarsanız bakın pek çok dersler vardı çeyrek finale kalınmasında. Taraftarın oyuncusuna hata yaptığında da sahip çıkmasından, hocayı 1-2 başarısızlıkta yollamamaya kadar, her yıl 15 transfer yerine bir takım kurup sadece 1-2 takviye ile her yıl geliştirmek gibi.


Bir de ülke futbolunun gelişmesi için gerekenler var:

- Takımların bütçeleri yüksek olacak, mali yapıları güçlü
- Yabancı transferi serbest olacak (rakibin 25 oyuncusundan 19 u yabancıydı)
- Hakemler AntiFener ve 6S yanlısı tutumlarından vazgeçecek (ki cincon da avrupada vasat takımlarla başedebilsin.)
- Yayıncı kuruluş yorumcuları hakemlerle OYNAMAYI bırakacak
- Kulüplerin tesisleri olacak, mali yapıları uygun değilse transfer izni verilmeyecek UEFA kriterleri uygulanacak.
- Küme düşmeya aday takımların başkanı çantaları açıklayacak
- Yöneticiler, şampiyonluktaki rakibi maç oynamadan evvel onun rakibini arayıp ortalığı germeyecek
- Rakibine vuran oyuncu ceza alacak (Volkan) ama onu tahrik eden de (Lincoln) karambolde Volkan'a 2 yumruk sallayan ama tutturamayanlar da ceza alacak (Hakan Şükür)
- Maç yorumcuları, gözümüzle 3 metre ofsayt olduğunu gördüğü halde eskiden oynadığı takım gol attığı için ofsayt diyemez hale gelmeyecek.
- Kupalar hastanelere gitmeyecek
- Servet de kart görecek (rakiplerini sahada resmen dövüyor. Fenerde bunların yarısını yapınca 2 kat kart görüyordu. Tıpkı Tomas gibi)
- Fenerbahçe kupa maçlarında yarı finale gelince hakemlerce doğranmayacak.

Daha pek çok madde var da yer yok...
Teşekkürler Ulusoy, Fenerbahçe'yi her türlü kötü koşula, negatif hakemlere, verilmeyen penaltılara, gereksiz kartlara, rakiplere verilmeyen kartlara, sınırlı yabancıya alıştırdığın için.

Aşı da vücuda hastalık mikrobu vermek değilmidir? Bağışıklığı güçlendirir...
Teşekkürler FENERBAHÇE, teşekkürler Aziz YILDIRIM. Biliyorum ki yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatıdır. Size inanıyoruz, size güveniyoruz, sizi çok seviyoruz...

Ne mutlu Fenerli olana...











Hit Counter

28 Şubat 2008

Şortunu yanlış giyen adam...

Sakın şaşırmayın bu bir film adı değil. Yönetmesi gereken bir maça yanlış renkte şortla çıkan bir hakemden söz ediyorum. Aslan yürekli Cüneyit... Hangi aslandan ve hangi Cüneytten bahsettiğim anlaşılmıştır herhalde. Hani davar geliiir nahır geliiir Cüneyt Çakııırrr pardon bakııırr... Hakem olamadığı için maça da hakim olamayan "aslan" yürekli....

Transferde yaptıklarının tez konusu olmasını isteyen Adnan Sezgin bu maçın hakemi ve verdiği kararlar için de "derin şekilde incelenmeli" yorumunu yaptı. Ben kendisine hak veriyorum, bir hakem bir maçın içine nasıl eder diye acayip tez konusu olur. Artık doktora mı verirler profesöre mi bilmem. Emin olduğum tek şey kendi şekillendirmeleri sonucu hamur gibi hakem yoğuranların Ali Sami Yen fırınında pişirdikleri kalbi ve beyni taşlaşmış seramikten hakemin hakkını birilerinin LICK TV de vereceğidir. Öyle ya kurmalı oyuncaklarından biri daha görevini başarıyla yaptı. Taçları yerinden attırdı ya derbinin içine etmiş neyleyim.

Cüneyt Çakır kendisinden önce verilen görevi başarı ile uygulayan Demirle(N)k ve Dereli mi Kızılderili mi olan diğerinin yokluğunu aratmadı. Feldkamp ın saplayamadığı bıçağı Fenerbahçenin Gökhan'ının gönlüne sapladı. Sarı Kırmızı kartlı, FIFA kokartlı belki de iyi hakem olabilecek biri sırf birilerini memnun etmek için kendini de Fenerbahçe' yi de 6S nin galibiyetini de, yangın sonrası isler gibi karanlıklar içindeki Türk futbolunun yeniden yapılanmasının da ilk filizlerini yaktı. Sami Yen, eskiliğinden ötürü benzetildiği Roma harabeleri gibi olmuş, Çakır Neron rolüne soyunmuştu.

Bu maçın ne tekniği ne taktiği olur. 6S kendi maçını oynadı Çakır da Fenerbahçe ile. Kazanmak için her yol mübah anlayışının nerelere geldiğini Lincoln son saplanan bıçaktan sonra Volkana küfrederek gösterdi. Alman eğitimli Barış'ın tahriklerine alışkındık ama Lincoln'ü böyle görmemiştik Türkiye'de. Şimdi nasıl üzüleceğiz ileriki maçlarda Lincoln'e atılan tekmelerde? Servet'e atılan tekmelerde?

Şimdi birkaç yoruma göz atalım:

ZICO : Bu kadar yıllık futbol hayatımda ilk defa bir top toplayıcı çocuğun kırmızı kart gösterdiğini gördüm. Bu insan, bu vatandaş (maalesef hakem diyemiyorum) hakemlik okuluna yeniden gitsin diploma alıp yeniden başlasın. Bazı takımlar Türkiye liginde bu şekilde kollandıklarından buna alışıyorlar ve Avrupa'da bu yüzden başarılı olamıyorlar.

ADNAN POLAT : Fenerbahçeye karşı süren mağlubiyet zincirimizi, ancak böyle saçma sapan bir maçla döndürebilirdik, o da oldu. 4 kırmızı 1o0 dan fazla sarı kart var ve çoğu gereksiz kartlardı.

KALLI : Hakem çok gereksiz kartlar gösterdi ve oyunun akışını etkiledi. Bir ara hakem beni ve Zico'yu da atacak sandım.

Benim tahminim "aslan" yürekli Cüneyit eve gidince karısına ve akrabalarına da kart göstermeye devam etmiştir.

Selçuk Dereli geçenlerde 6S yi gruptan çıkaran Bordo'yu maçta katledip eletmişti. Alem ne olduğunu gördü. İsterim ki Cüneyit i de böyle bir maça yollayalım da alem hakem görsün.
Ulusoy hala başta olsa zaten bu maçın ödülü olurdu.

Maçtaki pozisyonları tek tek irdelemeye gerek bile yok. Hani deveye sormuşlar boynun neden eğri diye nerem doğru ki demiş.

Hakemin akşam yaptığı tek doğru hareket vardı gömleğinin rengini tutturmuştu. En büyük hatası ise şortunu sarı değil siyah seçmesiydi. Öyle yapsa Fenerbahçeli oyuncular gerçek rakiplerini daha kolay tanıyabilirdi.

Tüm bu ahval ve şerait içinde dahi vazifelerini yapan Fenerli oyuncuları alınlarından öpüyorum. Lugano, Gökhan ve Volkan hariç. Çünkü onlar rakibin (aslan yürekli Cüneyit) oyununa gelip cezalı duruma düştüler. Haklıyken haksız oldular.

Sizlere de Cüneyt'siz günler.



Hit Counter

24 Şubat 2008

Bayer Kasımpaşa...

Bünyamin Gezer yine işbaşında. Fener'in 3 maçını yönetti 3 ünü de kazanamadı. Kezmana Manisada 35 metreden küfür etti diye Kırmızı kart göstermişti. Bursa maçında da elinden gelen gayreti gösterdi. İlhan ın daha oyunun başında altıpasta arkadan indirilişini gör(e)medi. Penaltı ve kırmızı ile daha maç orada bitecekti. Hadi onu görmedi diyelim, daha sonra ceza alanında voleybol oynanması 3 metre önündeydi ve gördüğü kamera tespitiyle belliydi ama niyeti de belliydi vermedi. Fenerbahçeli oyuncular resmen dayak yedi ama o kartları Fenerlilere gösterdi. Sonra bir penaltı uydurdu ki evlere şenlik. Eskiden galatasaraylı Arif in yaptığı gibi Sinan havaya doğru kendini attı ve Bünyamin Gezer de fırsatı kaçırmadı. Egemen in yapmadığı kalmadı ama Kezmana 35 metreden küfür ediyor diye kart gösteren hakem !!! 2. sarıyı veremedi. Kendisi polismiş. Bence o kutsal mesleği yapmaya devam etsin ama hakemlikle fazla uğraşmasın. Ayıptır, bir takıma karşı bir hakem bu kadar mı art niyetli maç yönetir.

Haa Fener ne yaptı? O ayrı Fener de kötüydü ama sen hakemsin kardeşim işine bak. Gördüğünü çal görmediğini uydurma. Seni Allah'a havale ediyoruz.

Beşiktaş rahat kazanacağı maçı zora soktu ama gene şansının yardımıyla 3 puanı aldı. O maç için fazla söz söylemeye gerek yok.

Galatasaraya gelince. Allah'ın sopası yok tabiri tam bu maç içindi. Hakem elinden geleni yaptı ama maçı çeviremedi. Tüm faulleri GS ye verdi. Ümit kendini yere atıp fauller aldı. Servet yine tekme tokat oynadı yine kimse ses etmedi. Aynı hareketleri Fenerde oynarken yapsa her maç 2 sarıdan atılırdı. Kasımpaşa Leverkusen den sonra bir darbe daha vurdu. Şimdi sıra Çarşamba kupa darbesinde.

Galatasaray aslında buraya kadar bile gelemezdi ama hakemler uydurdukları penaltılar ve ofsayt gollerle, vermedikleri kırmızı kartlarla hep potada tuttular. Ama ligde kollanmaya alışınca Avrupa'da takke düştü kel göründü. Elin Alman'ı acımasa Liverpool'un BJK'ye yaptığından fazlasını yapar ve en az 10 tane atardı. Ama Almanlar mantıklı adamlar, ligde oynayacakları maçı dşünüp rölantiye aldılar.
Servet ligde yaptıklarından bir örneği yapınca bizim hakemlerin yapamadığını yabancı hakem penaltıyla cezalandırdı. İddia ediyorum Servet bu şekilde oynasın GS Avrupa'da tur geçemez. Tabii Yunanistan'daki gibi lokum bir hakem bulmazlarsa. Hani o maçta da bir ofsayt gol bir uyduruk penaltı ile gruptan çıkma adımı atmışlardı.

Ligin sonuncusu Kasımpaşa Bayer Kasımğaşa gibi oynayıp hakemler sayesinde buralarda olduğunun farkında olmayan burnu büyük takıma dersini verdiler.

Dediğim gibi darısı çarşamba kupa maçında Fenerin başına. Kalli ben bu satırları yazarken canlı yayında Fenerin sırtına bıçak saplamaktan bahsediyor önce Kasımpaşa'nın soktuğunu bi çıkarsın da... (Bayer in soktuğunu zaten çıkaramaz)




Hit Counter

10 Şubat 2008

Haftanın ardından...

Sivas beklendiği gibi puan kaybetti ama bizce 1 puan kazandı.
Beşiktaş ın kötü oynayıp kazandığı pek çok maçtan sonra bu maçı kaybetmesi sürpriz olmadı.
Galatasaray kötü bir Vestel Manisa'dan 3 puanı aldı ama 6 gol bulurken 3 gol yedi. Sıkı bir rakip olsa ne olurdu bilinmez.

Gelelim Fenerbahçe'ye. Nihayet 1.5 yıl sonra bir penaltısı verildi. Hakem Arzuman gene kötü bir maç yönetti. Oftaşlıların oyunu sertleştirmelerine izin verdi. 1 kez elle oynamayı verip kart vermedi diğerinde elle oynamayı bile vermedi ki Roberto Carlos gole gidiyordu.. Gözünün önünde İbrahim Şahin Edu'nun suratına vurdu devam ettirdi. İbrahim Şahin hem faul yaptı hem yerde yatan Edu ya rağmen devam etti ve şut attı direkten döndü. İlk yarıdaki maçta da çok pislik! yapmıştı. Nedense Fenerbahçe maçlarında acayip bir hırs ve sertlikle oynadı.

Stoper Giray gole giden Kezman ı fırlatıp attı ama Arzuman ın yüreği faul vermeye yetmedi. Çünkü hem frikik hem sarı kart olacaktı. Tıpkı sarı kartı olan Tozo ya 2. kartı gösteremediği gibi. Normal bir hakem olsa ya o kesilen ataklar kesilemez ve fark daha fazla olurdu ya da Oftaş maçı 11 kişi tamamlayamazdı.

Fenerbahçe'nin penaltısı kritikti. Vermese de olabilirdi. Hatta o kadar net penaltıları verilmedi ki bunu da vermeseler kimse itiraz etmezdi.

Fenerbahçe'nin 2. golü ofsayt açısından kritikti. Çok az farkla ofsayt ya da değil. Yani iptal etse kimse itiraz edemez. Ama şimdiye kadar o kadar çok Fener golü bedavadan iptal edildi ki.

Maçta Fenerbahçe adına en sevindirici olay rakibin sertliğine kora kor ve presle karşılık verip rakibe sahayı dar etmesiydi. Maçı sonuna kadar hak ettiler. Defansta yapılan hataları da Lugano nun olmamasına bağlıyorum.

Maldonado gayet iyi bir futbolcu olduğunu gösterdi. Basit ve hatasız oynadı. Kademelere girdi, akınları kesti ve derinlemesine 2 -3 çok iyi pas attı. İlk maç için çok çok iyi bir performans sergiledi.

Erman hoca Roberto Carlos un hakeme itirazından bahsediyor ve hakem ona da sarı kart göstermeliydi diyor ama Galatasaraylı oyuncuların hakemleri bir dövmediği kalıyor da Erman hoca bu toplara hiç girmiyor. O zaman da benim kafam karışıyor hodjam. Bu nalıncı keseri nedense hep Fenerin aleyhine kesiyor da Cinconun aleyhine tek yorum yapmıyor hocammmm....

O zaman da herkesin kafası karışıyor hocamm....


Hit Counter

07 Şubat 2008

İSLAM ÇUPİ'yi saygıyla anıyoruz...

Mekanın cennet olsun İslam baba. Nur içinde yat.





Hit Counter

04 Şubat 2008

Herşey mübah mı?

Ne Fenerbahçe-6alatasaray maçını yazmanın bir anlamı var ne oynanan futbolu, ne de kimin tura yakın olduğunu.

Başka öyle noktalar var ki herşeyden önemli.

Servet diye biri ekmeğini yediği kulübün sahasında aynı soyunma odasında beklediği arkadaşının dizine hiç gereği yokken ve hiç bir mantıkla açıklanamayacak şekilde, en hafif tabiriyle GADDARCA tekmeyi geçiriyor. Yazıklar olsun. Fenerbahçe' den aldığın para, yediğin ekmek boğazına takılır. Allah bildiği gibi yapsın, seni ona havale ediyorum. Hiç mi utanmadın, hiç mi üzülmedin? Nasıl bu kadar acımasız olabildin? Gece yatağına rahat yatabildin mi?

Birkaç söz de Ümit Karan'a. Geçenlerde açıklama yapmış ve Edu ile Lugano'yu hedef göstermişti. "Onlar futbolcu değil, gidip kasaplık yapsınlar" falan demişti. Bence Servet'i de yanına alıp maçı tekrar izlesin. O kasap dediği Lugano gereksiz yere oyundan atılırken, üstelik bu seviyede bir maçta takım arkadaşlarını eksik bırakırken, önce gitti kendisini atan hakemin elini sıktı, yanından geçerken kendisine bu lafları eden Ümit'e sarıldı ve efendi gibi kenara gitti.

Şimdi sormak lazım gerçek KASAP kim? Her maçta eliyle koluyla rakiplerin suratını dağıtan, hayvani gücünü kullanıp rakiplerinin tepelerine çöken, rakiplerini biçen, omuz darbesiyle taca çıkaran ama her ne hikmetse kırmızı kartlık hareket yaptığında ancak sarı gören Servet mi?

Tek cümle etmek lazım, YAZIKLAR OLSUN...

Kazanmak için her yolu mübah gören bir takıma gidince Servet de gerçek KİMLİĞİNİ buldu demek ki. Tıpkı Ayhan, Hasan şaş, Sabri gibi.

Yazıklar olsun...

Bundan sonra Servet in yaşayacağı hiç bir sakatlık beni eskisi kadar üzmez. Belki o zaman rakiplerine yaptığı sertliğin sonucunu anlar.


Hit Counter

13 Ocak 2008

Aynı tas aynı hamam.

Ligde değişen birşey yok. BJK zorlanıyor ve maç berabere bitecekken maç 4 dk uzatılıyor. Uzatmada golü bulup maçı alıyor. Üstelik o kadar duraklama olmamasına rağmen.

GS ise her zamanki sert futboluyla ve presiyle rakibi yıldırıp bu karambollerde bulduğu hatalardan golleri bulup rahat kazanıyor. Örneğin Servet Fenerdeyken aynı hamleleri rakibe yaptığında hep faul olurdu, bazılarında kart görürdü. şimdi rakibi taca kornere atıyor ama kartı bırakın faul bile yok. Haa bu demek değil ki GS bu maçı hakemlerle aldı. Sonuna kadar hakettiler, çünkü karşılarında sinen, korkan bir rakip vardı.

Fenere gelince. Belediye kalecisinin yerinde mesela Volkan olsa daha 60.dk da sarı kartı görürdü. Hasagiç tek başına 4-5 dk. çaldı. Maçta özellikle Efe nin ve Gökhan Kaba nın sık sık yerde kalmaları vardı ama maç sadece 4 dk uzatıldı.

Bir başka faktör de Belediye nin her takım gibi Fenere karşı sert oynaması ve hakemlerin buna göz yummasıydı. Tjikuzu topsuz alanda direk topa koşan rakibini indiriyor hakem bey sadece uyarıyor. Aynı hareketi Lugano ya da Edu yapsa cart kartı gösterirler.

Bütün bunlara Fenerin uyuşuk oyunu da eklenince uzun süre sıkıcı bir maç oldu ve golü yediler. Ardından uyanıp biraz rakibin üstüne gittiler o sırada açık ofsayttan 2. golü yediler. Halbuki daha önce Fenerin ofsayt diye kesilen en az 2-3 pozisyonu vardı ki ofsayt değildi. Sonra Fener tempo yapıp rakibi zorladı ve 2 gol buldu. Ama 3. golü bıulmasına yeterince uzatılmayan duraklamalar engel oldu. Özetle Fenerbahçe 75 dakikasını iyi oynamadığı maçta ofsayttan yediği golle 2 puanı bıraktı.

Görünen o ki eğer futbolcular kendine gelip her maça aynı ciddiyetle çıkmazsa Denizli de yaşadığı travmayı yine yaşatmak isteyenler pusuda bekliyor.



Hit Counter

02 Aralık 2007

14. Haftanın seyir defteri

Bazı klasikler vardır hiç değişmez. Futbol ligimizde de bazı klasikler oluştu. Mesela GS lı ve BJK li oyunculara çok mecbur kalmadıkça kart gösterilmeyecek.

GS maçında Mehmet Topal rakibe çift dalar kart yok, BJK maçında Koray rakibe çift dalar kart yok. Ama en ufak bir hareketinde Fenerli oyuncular kart görür. Song hala 14. haftada 3 sarı kartla oynuyorsa söylenecek laf yoktur.

Avrupa maçlarına gelince BJK travmayı atlatmak için son gayretle kazandı. Fenerbahçe PSV nin deplasmanda kazanmasıyla morali bozularak beklenebilecek bir skor aldı ve işi son maça bıraktı. GS ise tam bir lig benzeri maç oynadı. Önce ofsayttan golü attı. Sonra olmayan penaltı verildi ve bir de kırmızı kart maç o anda bitti. GS li yöneticiler boşuna "biz Avrupa'da başarılı olmanın yolunu biliyoruz gelip bizden öğrensinler" dememişler. Zamanında hakemler için ne organizasyonlar yapıldığını herkes biliyor. Demek ligde de benzer işler yapılıyor. Ama temizlig diyenler bunları nedense görmüyor, duymuyor, bilmiyor. Allah'tan bazı GS li yazarlar köşelerinde "hakem maçı bir taraftan aldı GS ye verdi" diye mertçe yazabiliyor.

Ligde ise Fenerbahçe yine zor bir Denizli maçı oynadı. Ama bu sefer kazanmaya şartlanmıştı ve ilk yarı rakibi sildi. İkinci yarıda ise yorgunluk ve 1-0 ı koruma telaşı ile maça denge geldi. Bu arada hakem yine Fenerbahçenin net bir penaltısını vermedi. Ama temizligçilerden ses yok. Maratonda ise aylarca konuşulacak bir konu değil, ne de olsa Fener lehine bir hata değil. Zaten 1.5 yıl penaltı verilmemişti şimdi de 14. hafta hala verilmiyor ne .çıkar. Fenerli oyuncular 1-2 maça sarı kırmızı ile çıksa en az 4-5 penaltı kazanırdı.

GS 2-0 dan ipten döndü. Song rakibe yaslanıp kendini bırakıyor cart faul veriliyor. Song rakibe tekme atsa faul yok. Hasan Şaş hakeme söylene söylene o kadar zorladı ki hakem mecburen attı. Yoksa çok sabretti ama Hasan işin suyunu çıkardı.

BJK keza aynı şekilde. Koray rakibe çift dalıyor ama kart yok. Ama Allah'ın sopası yok.

Bakalım haftaya kadıköyde neler olacak. Tek sevindirici olay Hasan Şaş yok. En azından bir tahrik nedeni eksik olur.




Hit Counter

25 Kasım 2007

13.Haftanın özeti:

Fenerbahçe güle oynaya ve gol atmak istediğinde atarak maçını rahat kazandı.

BJK yine kötü oynayıp rakibin zorla hazırladığı pozisyonla ve tek golle kazandı.
6S Trabzon deplasmanında yine kötü oynadı ama önceden hazırlık tamamdı ve hakem Selçuk Dereliydi. O kadar oyuncu değişikliği yaıldı sakatlıklar oldu ama 89.dk da 6S golü attığından olsa gerek sadece 3 dk uzattı. Maç 0-0 gitseydi eminim 5 dk dan az uzatmazdı.

33.dk da Hasan Şaş Hüseyin in karnına tekmeyi geçirdi ama kart görmedi. Hakem maç içinde yaptığı takdir kararlarının farkında olmalı ki uzatmalarda Ceyhun un Uğur un dizine tekme atmasına ses çıkaramadı.

Uzatmada kaleye giden topu elle kestiler penaltı verilmedi. İlk yarıda da 6 pas içinde Umut kafa vurmaya çalışırken Sıong un tekmesi kafasına kadar geldi ve golü kaçırdı. Umut yerine Ümit olsa ne olurdu sorusunun yanıtı çok belli hele de hakem Selçuk Dereli ise.

6S için bu sene çizilen yol belli. Song ve Hasan şaş ne yaparsa yapsın kart yok. Rakiplerin penaltıları verilmeyecek ve 6S gole sıkışırsa bedava penaltı verilecek. Bu şekilde de şampiyon yapamazlarsa artık hakemler gol atmaya da başlar.

Bu yılın özeti bu. Fenerbahçeliler bunları yazıp söylerken emzik veren BJK liler gazete köşelerinde penaltı kazanmak için sarı kırmızı tozluk giymek lazım demeye başladı. Bu bile durumu gösteriyor. Yakında TS lular da uyanır inşallah.

Bu hakemlerle, pardon hakem kıyafeti giymiş Selçuk Dereli gibiler sayesinde 6S itilmeye devam edecek. Bakalım tüm kulüplerin uyanması ne kadar sürecek.