23 Mayıs 2010

Tek Büyük FENERBAHÇE...

Öyle bir sezon yaşadık ki, unutulmaz.

İlk kez 4 büyük denen eski şampiyonlara yeni bir şampiyon eklendi. Bu sayede pek çok komplo teorisyeni Anti,Fenerli nin takkesi düştü keli göründü ama onlar peruk takmakta ısrar ediyor.

Başta Hıncal, Fenerbahçe nin iddialı ve iyi olduğu dönemlerde hakemleri aldığını, rakip kalecileri aldığını, medyanın ve federasyonun Aziz Yıldırım ın kontrolünde olduğunu iddia eder. Ne zamanki Fenerbahçe bariz hakem hataları ile yolundan döndürülür bu kez başlar Aziz Yıldırım'ı ve Fenerbahçeyi övmeye. Fenerbahçeye attığı iftiraların hiç biri gerçek çıkmaz ama o utanmadan yazmaya konuşmaya devam eder, özür bile demeden.

Diğer galatasaraylı ya da beşiktaşlı yazarların çoğunun da durumu farklı değil.

Yeri geldiğinde dürüstlükten fair playden haktan hukuktan dem vururlar ama Fenerbahçenin verilmeyen penaltılarını görmezler.

Bütün bunlar yeni değil, bundan sonra da aynen devam edecek. Fenerbahçe liderken ya da iddialıyken "TEMİZ OLMAYAN" lig Fenerbahçe kaybedince süt gibi tertemiz olacak. Rakip kalecilerin hataları şike gibi gösterilecek ama Bursa'nın Rüştü karşısındaki durumunu kimse dile getirmeyecek. Ya da Toraman ın kendi kalesine attığı golü. Yanlış anlaşılmasın burada bu 2 ismi kesinlikle suçlamıyorum. Altını çizmek istediğim şey aynı olay örneğin Fenerbahçe Trabzon maçında Onur ve mesela Giray ile yaşansaydı. Hatta eski Fenerbahçeli Serkan kendi kalesine gol atsaydı. Neler yazılır neler çizilirdi tahmin etmek zor değil. Başta Hıncal ve Ümit Aktan yapılan pis işlerden dem vururdu temizlik naraları atardı. Peki şimdi niye kimse bunları yazmıyor?

En azından çıkıp bir tane delikanlı demiyor ki "ya biz hata yapmışız, boşuna suçlamışız, özür dileriz".

Peki ya AKP nin bakanına ya da Ankara belediye başkanına ne demeli? Hani bazıları ilahi adalet diye Fenerbahçenin Trabzon karşısında kaçırdığı gollere gönderme yapıyor ya peki, Fenerbahçenin rakiplerindeki kalecilere laf edenler için Rüştünün ve Toraman ın durumu nedir? İlahi adaletin en büyüğü değil mi?

Ya da Bursasporu küme düşürdüğü için Bursalılardan tepki gören Beşiktaş ın maçta hiç bir varlkık gösteremeyip kendi kalesine attığı golle yenilmesi ve bu nedenle 3. olamayıp sezonu erken açacak olması ilahi adalet değil mi? Herkes kendine baksın.

Her şey bir yana biz antiFenerliler gibi yapmıyoruz. Bursaspor u içten tebrik ediyoruz. Biiz ne kadar hak ettiysek onlar da o kadar hak etti diyoruz.

Şampiyonluğu son maça bırakmamalıydık. Kasımpaşa ya da İstanbul belediye gibi maçları kaybetmesek ya da en azından Bursa maçında 2-0 dan maçı vermesek berabere bitirsek şampiyon bizdik. Hele o Bursa maçında seyircinin başta Güiza olmak üzere oyuncuları protesto etmesi maçın gitmesindeki temel nedendi. Şimdi aynı seyirci kimseyi suçlamasın. Yönetimin transferlerde, hoca seçiminde ne kadar hatası varsa, oyuncuların ligin ortasında boşvermişliği ne kadar etki ettiyse, seyircinin tepkili tavrı da o kadar etkili oldu. Herkes sorumluluğunu almalı.


Bazı galatasaraylı yazarlar bu kaçan şampiyonluğun intikamını seneye alırız diye o kadar korkuyor ki daha şimdiden gelecek senenin kumpas planlarını devreye sokuyor. Neymiş Kadıköydeki olaylara 2 maç ceza azmış. Peki A.S.Yen deki maçta maç oynanırken rakip oyunculara atılan binlerce suyun, koltuğun, dakikalarca duran maçın zeminde basılacak yer
kalmamışken , tribünde koltuk kalmamışken alınan 5 maç ceza ile bunu karşılaştırsınlar bakalım. kadıköyde Trabzonlulara binlerce koltuk mu atılmış, pet şişe mi? Sadece tribünlerin belli yerlerinde koltuklar yakılmış. Sahaya en ufak müdahale yok.

Geçen geçti. Şimdi ders alma ve düşmanları tanıma zamanı. Seneye yönetim daha iyi kadro kurmalı, Güiza gibi konularda inatçılık etmemeli, takımın haklarını korumak için sezonun soonları beklenmemeli, seyrici takımına her şart altında destek vermeli. Dış düşmanlar yetiyor bir de içimizden İrlandalılara ihtiyaç yok. Futbolcular işlerini ciddiye alıp her maçı final gibi oynamalı. Kimse Trabzon maçı nedeniyle oyunculara kızıyor mu? Hayır, peki neden? Çünkü oyuncular rakibi resmen ezdi ama olmayınca olmuyor. Sen 20 pozisyonda direkleri, rakibin orasını burasını geçemiyorsun onların ortası kazara gol oluyor.

Sen her maçı böyle ol sonra sonuca kimse bakmaz zaten.


Her branşta değişik rakiplerle şampiyonluk mücadelesi veren TEK BÜYÜK FENERBAHÇE şimdi de Efesle final serisini oynuyor. Şimdi tüm kalp ve inançla oraya yüklenme zamanı. Yeni bir şampiyonluğu daha kaçırmamalıyız. Söke söke almalıyız. HAYDİ FENERBAHÇE, yolun açık olsun.
NE MUTLU FENERBAHÇELİ OLANA...


free online dictionary page
free online dictionary

21 Nisan 2010

Ümit Aktan'a mektup

Sayın Ümit Aktan,

Galatasaray'ın şampiyonluk umutlarının sönmesi ve Fenerbahçe'nin en büyük favori haline gelmesi nedeniyle büyük acı içinde yazdığınızı düşündüğüm yazınızı dehşetle okudum. Eminim Fenerbahçe yerinde hastaneye kupa götürenlerin takımı Beşiktaş olsaydı böyle bir yazı yazmazdınız.

Ama söz konusu FB li oyuncuların davranışları olunca bu kadar şiddetli yazan birinin,

Volkan'ın gereksiz hareketine verdiği tepkiyi Lincoln topu ayağında sektirip dalga geçerken de vermesi gerekirdi.

Aynı şekilde şeyini elleyen FB li Brezilyalıdan bahsederken Keitanın Trabzonda daha beterini tribünlere yaptığını da yazardı. Hatta buna Kadıköydeki maçta gol atan Hakan Balta'nın Fenerbahçe tribünlerine 2 kez kol geçirme hareketi yaptığını da eklerdi.

Keitan'ın rakiplere topsuz alanda salladığı kasıtlı tekme ve YUMRUKları savunurken yediği tekmeleri kullananlar sadece Emre'nin yediği tekmelere verdiği karşılığı yazarsa olmaz.

Bilica'nın yaptığı uyanıklıktır ama Keita'nın 3 metre öteye düşen sudan yaralanmış numarası yapması normaldir öyle mi? (Arif Erdem gibi kendini atıp 96.dakikada kazandırdığı penaltıyla şampiyonluklar kazananlardan oluşan bir takım taraftarı için normal tabii)

Bugün Türk futbolunun en büyük sorunu sizin gibi fanatiklerin "onun kötüsü şöyle kötü" diyerek kendi kötülerine tek laf etmemeleridir. Buna her takım yazarı da dahildir. Ama diğerleri en azından rakip oyunculara Fildişi Sahillerinden gelen "kıro" demiyor. Ve bu zihniyet yüzünden Serdar Bilgili gibi insanlar futbol camiasından tribün küfürleriyle yollanıyor.


free online dictionary page

free online dictionary

20 Nisan 2010

FENERBAHÇE 1 - BJK 0

Çarşıdaki hesap Kadıköy’e uymadı…

Yine bir derbi ve yine Fenerbahçe kazandı. Aslında tüm medya, GS liler, BJK liler ve içimizdeki İrlandalıların hepsi Fenerbahçe favori ama bir şekilde BJK kazanır diye umutla bekliyordu.

Birkaç hafta önce aleyhinde hatalar yapılınca pek sesi çıkmayan BJK yönetimi Fenerbahçe maçına daha 1 haftadan fazla zaman varken MHK ve atanacak hakemleri baskı altına almak için abuk sabuk konuşmalara başladılar. Bu yıl konuşan her kulübe en istemediği hakemleri veren MHK da onlara inat Hüseyin Göçek’i maça atadı. Maçın ve hakemin kaderi de zaten orada çizildi.

Maalesef Türkiye’de 2 tip hakem var. Taraflılar ve tarafsızlar. Hepsi hata yapıyor ama taraflılar bilinçli hatalar yapıyor. Hatta onlar kılıfına o kadar güzel uyduruyor ki kimse normal hatalar kadar bile konuşmuyor. Bu yıl bu tip hakemlerin çoğu temizlendi.

Aziz Yıldırım haftalardır, kazanırken de kaybederken de, kendi lehine de ezeli rakibinin aleyhine de yapılan hataları gündeme getirip bu hakemler çok kötü derken o sırada hakem hatalarıyla puanları götürenler susuyor ya da “hakemleri baskıya almayın onlar da insan” diyordu. Ancak çarşıdaki hesap Kadıköy’e uymayınca toplu ağlama seansları başladı.

Maçta tek bir net gol pozisyonu bile olmayan buna karşılık yediği gol hariç en az 5-6 net pozisyon veren ve tarihi farktan kurtulan BJK lielr hala hakeme sığınabiliyor. Hakem FB yi tutsa, kollasa hakkı olan Emre’nin pozisyonunda penaltıyı verirdi. Hatta Topuz’un kaleye koşarken sol kolundan çekilmesini de atlamazdı. Haa bunları yaptı diye hakem art niyetli demiyorum. Gerçekten bu baskıyı kaldıramadı ve sahadaki kötü niyetli oyuncular da buna eklenince un gibi dağıldı.

Bilica’ya etik dersi vermeye kalkanlar nedense İsmail Köybaşı’nın, İbrahim Kaş’ın, Sivok’un, Toraman’ın yaptıklarını Üzülmez’in kandırıklarını görmüyor.

Keita topsuz alanda dirsek atıp Sivaslı Hayrettini hastanelik ederken susanlar Bilica’nın penaltıyı eşelemesine takılıyor. İnsanda biraz utanma olur ve susar ki bu rezil oyun bir an önce unutulsun. Ama yöneticiler yaptıkları fiyasko transferleri unutturmak ve seyirceilerine şirin görünmek için cambaza bak oynuyor.

Herkes Emre’nin omzundan çekilmediğini, BJK li oyuncunun elini hemen çektiğini söylüyor. Ama alttaki çelmeye kimse bakmıyor.

Çifte standardın sonu yok. Fener seyircisi 8 bardak su attı diye saha kapanıyor ama BJK li seyirciler Fenerbahçe tribününe taş ve bozuk para yağdırıp insanların kafalarını kanatıyor gözlerinin altını morartıyor o da yetmiyor şerefsizin biri edep yerini gösteriyor ama bütün bunlar Bilica’nın penaltıyı eşelemesi kadar yer bulmuyor. Ne yapsın Bilica? Bir dahaki maçta penaltıyı eşelemek yerine rakip seyirciye şeyini mi göstersin? O daha mı “etik” ?

Bu çifte standart yıllardır sürüyor. Hastanelere kupa götürenlerin , kendi dağıttıkları bir hakemin masum hatalarına sığınma hakkı olamaz. Onlar önce restoranlarda paylaştıkları Lig-Kupa ların , 17 dakika durdurulan maçların ve çalınan şampiyonlukların hesabını versinler.

Alex attı, Volkan tuttu, Gökhan Gönlünü yüreğini koydu. Takım inandı ve savaştı. Rakibini resmen ezdi. Bunu görün artık. İçiniz kan ağlasa da Fenerbahçe şampiyonluğa gidiyor. Siz Bursa ile yapacağınız maçlarda şaibe olmaması için önlem alın yeter. Yoksa biz Fenerbahçe şampiyon olmasın diye BJK GS maçında 4 e 2 ataktayken geriye dönenleri de biliyoruz son dakikada topu rakibe atan ve gol yiyen kalecileri de. Bizi bari yemeyin.

free online dictionary page

free online dictionary

30 Mart 2010

Galatasaray - FENERBAHÇE 0-1

Galatasaray FENERBAHÇE maçları 3 ihtimallidir derler. 1-0, 2-0, 3-0. Bu belki işin esprisi ama son yıllarda fazlasıyla gerçek olmaya başladı. Tabii ki GS taraftarları bundan büyük eziyet ve utanç, büyük FENERBAHÇE taraftarı da mutluluk ve sevinç duyuyor.

GS nin özellikle kendi sahasında bu kadar ezik oynamasında FENERBAHÇE li oyuncuların inançlı ve disiplinli alan savunmasına dayalı oyun planları yatıyordu. Başta Özer'in, Uğur'un, Emre'nin sakatlıkları, Alex'in sakatlıktan yeni çıkmış olması, Topuz'un sakat sakat oynaması, başta Gökhan Gönül ve Selçuk Şahin'in besin zehirlenmesi nedeniyle serumla oynamaları gibi pek çok faktörü üst üste ekleyince deplasmanda rakibi oynatmadan, top kullanma üstünlüğü vermeden kazanmanın değeri daha çok ortaya çıkıyor.

Sene başında bazılarına göre uçan kaçan, hatta Avrupa ligi dahil tüm kupaları rahatça alacağı söylenen bir GS ve başında geldiğinden beri gereksiz yere şişirilen hocası Rijkaard. O takım Avrupada yok, Ziraat Türkiye kupasında yok (Derbi sonrası Fenerbahçeliler "GS Antalyaya özellikle elendi ki bizimle karşılaşmasın" dyerek ti ye aldılar). Şimdi ligde de umut var ama kaf dağının ardında. Hoş bu ligde her hafta her şey değişiyor ama 25 dk kalecisini yuhalayan bir takım nasıl toparlanır?

GS yi bir kenara bırakıp FENERBAHÇE ye dönersek, Aziz Yıldırım'ın "hepiniz 2 şer 3 er milyon Euro lar kazanıyorsunuz, sizi izlemeye gelenler ayda 300 dolar kazanıyor, onun büyük kısmını da sizi izlemek için veriyor" lafının hakkını verdiler. Andre Santos, Lugano, Bilica, Selçuk, kimi saysanız görevini büyük ciddiyetle yaptı. Yapınca da Allah karşılığını verdi ve takımın seyirciden en çok eleştiri alan (haksız yere olduğunu defalarca yazmıştık) Selçuk Şahin golü attı. Taraftar sitelerinde bu gol için "Selçuk'un golü attığı yerden kaleye taksi 3 TL yazıyormuş" esprileri dolaşıyor. Merak ediyorum Isınırken sakat olduğu belli olan Arda neden oyuna alındı? Ve eğer aynı şekilde mesela Semih'i Daum oyuna alsa hakkında neler yazılırdı? Bugün kapıya konulması istenmez miydi?

Ya da Dos Santos un boş kaleye atamadığı golü Güiza kaçırsa? Giydirmek için fırsat kollayanlar neler yazardı, söylerdi?

Ya Emre oynasa ve mesela Mustafa Sarp ın sert darbesiyle yerde kalsa ve hakem de kart vermese, o da tepki koysa ve kart görse? Ya Keita'nın , Dos Santos'un , Jo'nun kendilerini yere atmaları? Ya Güiza'nın ofsayt diye verilmeyen golü? Ya GS li 3 oyuncu kabak gibi metrelerce ofsaytken oynatanlar? Ya Alex'in sırtına gelen su şişesi? Sahi A.S.Yen'de tribünden adam attılar da ne oldu , şimdi suya mı ceza verilecek di mi?

Artık biliyoruz
A.S.Yen'de tribünden adam atmanın cezası = FB internet sitesinden 2 açıklama.
Denklem bu, yersen.

Keita'yı geçen hafta cezalandırmayıp Baroş'a kartı göstermeyip bu maça çıkaranlar umduklarını bulamadılar. Çünkü literatürümüzde Volkan'ın şeyini kaşıması görüntülerle 3 maç, Keita'nın seyirciye dönüp şeyini karıştırması cezasız. Bu durumda biz de Keita maskesi takıp ceza kuruluna, Federasyona dönüp şeyimizi karıştırabiliriz. Ya da federasyondan birini tribünden atabiliriz karşılığı 100 bin TL.

Türkiyede oynanan futbol falan değildir. Bir orta oyunudur. 2 tarafı vardır. FENERBAHÇE ve diğerleri. Tüm kurallar, cezalar herşey FENERBAHÇE mi değil mi diye bakarak verilir. Hiç bir şeyimizde standart yok diyenler utansın, futbolumuzda var hem de çifte standart.

Tüm bu düzene, GS lilerden teşekkül ceza kurullarına rağmen FENERBAHÇE kulübü her branşta şampiyonluğa oynuyorsa bundan büyük gurur mu olur? Daha tartışılacak ne var?

Tek büyük var o da FENERBAHÇE.


free online dictionary page

free online dictionary

21 Mart 2010

Yine Kuddusi sahnede.Ama Kuddusi'ye rağmen 1-0

Yine Kuddusi yine Kuddusi.

Yeter artık Kuddusi gir cimbom yönetimine de kerkes rengini net bilsin.

Fenerbahçe Gençlerbirliği maçında itirazdan Alexe gösterdiğin kartı çok daha şiddetli itiraz eden yardımcının üstüne yürüyen İlhan'a göstermemiştin, Tozo önüne geleni 3-4 kez sarı kartlık biçtiği halde 2. sarıyı bir türlü çıkaramamıştın. Her maç Fenerbahçenin en etkili oyuncularına ottan çöpten nedenlerle kartı daya, penaltıları es geç. yeter artık yeter. Bu kadar da olmaz. Bir de kuzenin Abitoğlu var cimbom taraftarı. Selçuk Dereli'den kurtulduk ama sizden hala kurtulamadık.

Maç daha 4. dakikada bitecekken penaltıyı çalmıyorsun. Madem penaltı değil neden Santos'a sarı kart gösteremiyorsun? Çünkü sen de bal gibi penaltı olduğunu biliyorsun.

Erman Toroğlu yine yumurtlamış, penaltı değil diye. Peki Carlos'un Kayseri'de tutup bıraktığı üstelik ceza alanı dışındaki hareket nasıl penaltıydı? Fenerbahçe o penaltıyla 2 puandan oldu.

Bu nasıl bir kutsal ittifaktır? B u nasıl antiFener cephesidir?

Kadıköy'de sahaya 12 bardak su atan 8 kişi yönetim tarafından tespit edilip bildirildiği ve kombineleri dahi iptal edildiği halde Fenerbahçe'nin sahasını kapatanlar Ali Sami Yen de tribünden adam atanlara sadece para cezası veriyor. Bu mu adalet? İşte penaltılardaki adaletin cezadaki karşılığı. Fenerbahçe tarafsız sahada kendi sorumluluğu olmayan sahada Olimpiyat stadında hazırlık maçı yapıyor. Stad dışından biri kurşun atıp seyirci yaralıyor Fenerbahçe'ye saha kapatma cezası veriliyor. Tribünden adam atılıyor münferitmiş.

Üstelik her iki kararın altındaki imza aynı. Ceza kurulunda Adnan Polat olsa bu kadar açık yapamaz bazı şeyleri. Ama cimcomluları tüm ceza kurullarına doldurursan böyle olur. Şimdi o kararı veren kişiyi Kadıköy'de maça çağırıp tribünden atsalar demek ki cezası 100.000 TL. Bunu kabul ediyor yani.

Yazıklar olsun. Tüm şer cephesi ceza kuruluyla, hakemiyle, federasyonuyla ve bunları açıkça yazamayan medyasıyla birlik olmuş Fenerbahçe'yi alaşağı etmeye uğraşıyor. Sonra bir de yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali UTANMADAN medyaya Fener medyası, federasyona Fenereasyon diyebiliyor. YAZIKLAR OLSUN...

Güiza'nın golü mü? O da bu şer cephesine kapak olsun artık. Yakışır.




free online dictionary page

free online dictionary

17 Mart 2010

Antalya - Gençlerbirliği ve ligin kalanı...

İBB maçında hakem tarafından kolu kanadı kırılan ve elleri bağlı boksör gibi dayak yedirilen komaya sokulan Kanarya, Antalya maçında bir çıkış aradı. Aslında aradığı çıkışı hakeme rağmen buldu. Hakeme rağmen diyoruz çünkü verilen verilmeyen kartları faulleri boşverin 2 net penaltı iç edildi. Aynı senaryo kısır denilen Gençlerbirliği maçında da sürdü. Gökhan Ünal ceza alanı çizgisinde indirildi ama hakemin gözünde gözlük olmadığından (ya da başka renk gözlükler kullandığından) "göremedi". Yardımcı hakem 5 metreden göremedi herhalde o sırada kitap falan okuyordu, ya da eski açık sarı deseneeee filmini izliyordu.

Gökhan Gönül' ün arkadan gaddarca biçilişine kırmızı çıkaramayan zihniyet Alex in karşılıklı hareketinde kırmızıyı tereddütsüz çıkarmıştı oysa.

Belli oldu ki bu hakemler kırmızıyı çok seviyor. Ama ya bir takımın formasında kumaş ya da Sarı Lacivertin karşısında kart formundaysa.

belki de elektrikteki benzer kutuplar birbirini iter prensibi futbola geçmiş formasında kırmızı olanlar kırmızı kartı itiyor olmayanlar çekiyor.

Ama fiziği de kimyası da DNA dejenerasyonuna uğramış hakemler kırılma anlarında ortaya çıkıyor ve küçük sihirli dokunuşlarla şampiyonluk resminin içine ediyor.

Tamam Fenerbahçe yönetimi hatalı, Daum' un kusurları var, oyuncular çok sakatlanıyor (kesinlikle iyi çalışmıyorlar, bu kadar eksikle idmanlar sonra kas sakatlığı ve sahada yürüyenleri görünce bu kesin) ama hakemlerin yani hırsızın hiç mi suçu yok birader.

Ben iyi oynarım kötü oynarım, hak ederim etmem sana ne. Sen gördüğünü çal.

Neden Fenerbahçenin ısrarla penaltıları verilmiyor?
Neden rakiplerine kolaylıkla penaltılar çalınıyor?
Fenerbahçeli bir oyuncu sarı karttan kurtuluyorsa bu aynı maçta rakiplerinin kırmızıdan kurtulmasını örtmek için oluyor.
Aynı pozisyon Fenerbahçe atınca ofsayt Gençlerbirliği atınca nasıl gol oluyor?

Bütün bunlar olunca Fenerbahçe nasıl şampiyon olur?

Kimse kimseyi kandırmasın. Bir yanda Fenerbahçe diğer yanda tüm rakipleri ve hakemler ile medya var. Fenerbahçe o kadar büyük ki yine de mücadele edebiliyor, başkası olsa kümeye oynardı.

free online dictionary page

free online dictionary

01 Mart 2010

İrtifa kaybı sürüyor...

FENERBAHÇE - Lille 1-1

BU maç için söylenecek sadece 1-2 cümle var. İlk maçtaki Deniz'in hatasıyla gelen gol, Güiza'nın kaçırdığı net pozisyon. 2. maçta çok sayıda sakata rağmen eldeki turun son haftalardaki hastalık gereği son dakikalarda yenilen bir duran top golüyle verilmesi. Bu dar ve sakatlıklarla iyice daralan kadroyla ancak bu akdarmış. Turu geçsek rakip Liverpool bizi fena yapabilirdi. Şampiyonlar ligi çeyrek finalinde yarı finali ucu ucuna kaçıran takımdan sonra tek avuntunun bu olması ne acı.

İ.B.B. - FENERBAHÇE 2-1

Yine bir İBB ve Olimpiyat stadım klasiği. Ama bu kez başrollerde Fırat Aydınus ve yardımcısı.

Herkes Fenerbahçenin iyi oynamadığını söyleyip hakeme sığınmayın diyor. Ama aynı pozisyonlar Fenerbahçeye gelince başka, Galatasaray'a gelince başka değerlendiriliyorsa, bir takım maçın başında gol yemekten rakibin akıl tutulması sonucu ofsayttaki oyuncu nedeniyle kurtuluyorsa, diğeri hakem yardımı alan rakibi 3 kez geldiği kalesinde 2 gol buluyorsa daha ne olsun ki?

Herkes Deniz'in ofsayt diye iç edilen golünü, Alex'in kırmızısını, İBB nin 2. golünün ofsaytını, Güiza gole giderken indirilişine kırmızı verilmeyişini konuşuyor. Ama kimsenin konuşmadığı bir olay var.

38. dakikada Deniz sağ kanattan ceza alanına girecekken İBB li rakibi tabanıyla Deniz'n ayağını kıracak şekilde giriyor, Deniz sakatlanıyor ama Alex'e tereddütsüz kırmızı çıkaran "çarşılı" Aydınus faul bile vermiyor. Daha o dakika sağ çaprazdan frikik olacak ve İBB 10 kişi kalacaktı. Maçın kaderi orada çizilecekti. Ve belki de maçı Fenerbahçe rahat kazanacak ne Alex'in pozisyonu ne de İBB nin 2. golü olacaktı.

Bu arada bazı yorumcular da Deniz in golünde Santosun kaleciyi şaşırttığını söylemiş. Herhalde yan sahadaki top toplayıcı çocuğu kaleci sandılar. Çünkü kaleci topu tutamıyor top kaleye girerken Santos daha yeni geliyor. Zaten art niyetli yardımcı da top ağlarla buluşana kadar bekledi, sonra bayrak kaldırdı. Madem ofsayttı Santos hareketlendiğinde neden kaldırmadı? Aynı yardımcı İBB nin 2. golündeki ince ofsaytı nedense çözemedi.

Tamam, kadro eksik, tamam hatalı transferler yapıldı, tamam bazı maçlarda Daum hatalı kadrolar çıkardı, tamama bazı maçalrda oyuncular vurdumduymazdı. Ama hakemlerin hiç mi kabahati yok be birader? Bu kaçıncı, küçük hakem müdahaleleriyle el değiştiren maç? Bizim hakemler gerçekten sanatkar. İnce ince işliyorlar ligi. Biri ayar veriyor öbürü altını çiziyor.

Alex e haklı olarak kırmızı gösteren Aydınus daha önce vermediği pek çok faul, kestiği Fenerbahçe atakları ve Denize atılan gaddar tekmeye faul bile vermeyerek maçı katletmiştir. Diğer hataların hepsi 2. derecedir çünkü sonucu Fırat Aydınus belirlemiştir. BJK - Fenerbahçe maçında 0-0 iken bariz Fenerbahçe penaltısını vermeyen, koyu Beşiktaşllı Aydınus.

Bana kimse hikaye anlatmasın (kopiraytı Erman hocaya aittir)

Şu milli maç haftası geçsin ondan sonra Fenerbahçeli oyuncuların bir onur mücadelesi vermesi gerekiyor. Tüm bu hakemleri ve yorumcuları yenmeleri gerek. Yoksa sahada koşmayan, mücadele etmeyen, umursuz gibi eleştirileri yemek durumunda kalırlar. Ne demişler şişman kadın şarkı söylemeden opera bitmez. Kalan maçlarda Abitoğlu, Aydınus gibi hakemlere dikkat etmek lazım. Yoksa ağzınla kuş da tutsan tüy rengini beğenmiyorlar.
free online dictionary page

free online dictionary

24 Şubat 2010

Fenerbahçe de neler oluyor?

Ne Lille maçındaki güzel oyunun bireysel hatalar nedeniyle sonuca yansıyamamasını ne Bursa maçındaki teknik taktik yorumu yazmanın hiç bir anlamı kalmadı. Ya da Bülent Yıldırım'ın her maçımızda olduğu gibi aleyhte kararlar vermesini. (Sadece Volkan ın yanından geçerken Alexe yumruk atmasına kırmızı kart vermeyen birine hakem bile demeyeceğimizi belirtelim yeter. Gerçi aynı şeyi mesela Emre ya da lugano yapsa ne olurdu diye düşünmeden edemiyor insan.)

Çünkü Fenerbahçe taraftarı uzun zamandır takımını böylesine arkadan hançerlememişti.
Takım 2-1 öndeyken gol kaçırdı diye golcüsünü yerle bir eden bir güruha ne kadar taraftar denirse artık. O taraftardan herhangi birini sahaya indirin ve tüm seyirciler yuhalasın bir taç çizgisinden diğerine yürüyemez bile, ayakları çimlere takılır, tökezler.

Bu taraftar devreye 3-0 yenik girdiği G.Antep maçında bizler inandık sizde inanın deyip maçı çevirten taraftardır. Bu taraftar 3-0 gerideyken ezeli rakibini 4-3 yenecek takımı ateşleyen taraftardır. Ama sanırım Fenerli olduğu iddia edilen ama nedense hep Fenerbahçeyi karıştırmaya çalışan medyanın gazına geliyorlar. Önce Alex de denediler bunu ama dönüşü muhteşem oldu. Şimdi sıra Güiza da. Ama yemezler. Bu kez yemezler.

Aklı başında taraftarlar
http://sorryguiza.com (Üzgünüz Güiza) diye site açmışlar. Aziz Yıldırım ve yönetim ayakta alkışlarla destek vermiş. Vermiş diyoruz çünkü hani Emre'nin sahada yediği tekmeler sonrası kenarda can acısıyla rakibine yaptığı hareketi defalarca yayınlayan ve görüntülerle ceza aldıranların tıpkı Hakan Balta'nın Fenerbahçe seyircisine yaptığı kol hareketini yakaladığı halde vermemesi gibi Aziz Yıldırım ve yönetimin bu kareketi de nedense yakalanamamış !!! Hem de mükemmel maç çekimi ve yayını yaptıklarını iddia edenler tarafından. Biz de yedik...

Ey Fenerbahçe taraftarı, hala tehlikenin farkında değil misiniz? Uyanın ve oyuna gelmeyin. Takımınıza ve tüm oyunculara sahip çıkın. Hesap sorulacaksa sezon sonunda hep birlikte sorarız. Ama şimdi birlik ve tam destek zamanı. Sahadakilerin buna ihtiyacı var.
Muhtaç olduğun asalet çubuklu formanda mevcuttur.
free online dictionary page

free online dictionary

15 Şubat 2010

Haftanın maçları...

Bursaspor FENERBAHÇE 3-1


Fenerbahçe ilk maçın rehaveti ile çok zorlu bu deplasmanı hafife alırken, böyle olacağını bilen Ertuğrul Sağlam iddialı demeçler veriyordu.
Maç başladıktan sonra daha 5.dk da tur ve maç bitecekti ama olmadı. Ardından 2-3 net pozisyonu daha zömertçe harcayınca Bursa gelmeye başladı. Sonra golleri de bulunca iyice gaza geldilerve maçı 3-0 a getirdiler. Ancak 3-0 olunca artık yiyecekleri 1 gol ile herşeyin biteceğini bildiklerinden ve yorulduklarından geri çekilip daha kontrollü oynamaya başladılar. Sonra da son dakika golünü yediler ve isyan ettiler. Şimdi bazı dakikalardan örnekler vereceğim.
38 Iglesias Bilica'ya arkadan kasti ve topsuz tekme attı kart yok
42 Gökhan arkadan indirildi yine kart yok (ki Bebbe 2. sarıdan atılacaktı)
53 de Güiza haklı bir sarı görürken Turgay da onu çekti 2. sarıdan atılmalıydı yine kart yok.
55 de Bursalı Bekir Emre'ye aynı Bilica'nın penaltıdaki hareketi gibi girdi ama nedense o sarı kart görmedi
60 da hakemin gözü önünde Gökhan Ünal' ın ayağına tabanla basıp topu alan İbrahim 'e ise faul bile vermedi (çünkü ceza alanına çok yakındı)
67 de Gökhan Gönül' ün taç çizgisi kenarında ayağını yerden kestiler ama yine sarı kart verilmedi

Şimdi tüm bunlar ve sayamadığımız nice sert fauller oldu ve maçı 9 değil 11 kişiyle bitirdiler hala hakeme laf söylüyorlar ya pes diyorum. Tamam ilk maçta sayılmayan gol ofsayt değildi ve Bursanın hakkı yendi ama o gol verilse ve ilk maç 3-1 olsa 2.maçta böyle bir Fenerbahçe bulabilir miydiniz ey Bursalılar?

Manisaspor - FENERBAHÇE 2-2

Fenerbahçe tek kale oynadığı ve 45.dakikaya kadar Manisanın orta sahayı bile geçemediği maçta orta sahayı ilk geçişlerinde tesadüfi bir gol buldular ve dirençlendiler. Fenerbahçe ise ilk yarıdaki güzel ve akıllı futbolunu sürdürmek yerine paniğe kapıldı ve telaşlı oynamaya başladı. Manisasporlular bu telaşı faullerle ve oyunu yavaşlatarak iyice artırdılar. Görmeleri gereken kartları görmediler. Emre her maç olduğu gibi yine dayak yedi. Sonra kalecileri sakatlandı ve 5 dk değişiklik için zaman geçti. Bunun dışında oyundan çaldıkları süreleri ve oyuncu değişikliklerinde geçen süreleri de eklerseniz maçın en az 9-10 dk uzatılması gerekirken sadece 7 dk uzatıldı. Ama buna bile itiraz ettiler. Çünkü uzatmada o baskıya dayanamayacaklarını düşünüyorlardı. Tam bu sırada 90+3 de 20 kere topa vursa 19 unu oradan dışarı atacak Isaac Deniz ve Bilicanın hatasını balıyla birleştirdi ve maçı 2-1 e getirdi. Bu dakikadan sonra süre çalma hareketleri şiddetlendi. Yere yatan kalkmadı. Ama dikkat edin hala 7 dakika uzatma var. Sonra Gökhan Ünal golü ve isyanlar. O kadar Fenerbahçeyi yenmeye motive olmuşlar ki haftaya en ciddi rakipleriyle oynayacakları maç öncesi hakeme küfürden kırmızı kart gören Isaac olmayacak. Ve sayısız faul yapıp maçı tek kartla tamamlayan oyuncuları sarı kart cezalısı olacak. Sonra da küme düşünce ağlayacaklar. Kardeşim pislik yapacağınız, "profesyönelce zaman çalıp rakibi uyutarak puan alacağınız" maç bu değil ki. Deplasmanda oynayacağınız diğer maç.
işte Fenerbahçe büyüklüğü böyle bir şey, kümede kalma heasplarını bile unutturuyor. 90 dakikalık şöhret uğruna sonraki hafta oynayacakları maçları bile unutuyorlar. Ne demişler kendi düşen ağlamaz. Bakın Fenerin ahını alan Diyarbakır, Manisa ve başta Denizli hepsi düşme hattında. İlahi adalet bu olsa gerek.

free online dictionary page

free online dictionary

07 Şubat 2010

Lige Koray Gençerler ayarı...

FENERBAHÇE 3 -0 Bursaspor

Bu maç için söylenecek tek şey Fenerbahçe rakibini sürklase etti. Müthiş bir oyun ve müthiş bir galibiyet. Bu galibiyetle kupa finaline uzandık diyebiliriz.

FENERBAHÇE 1 - 1 Diyarbakırspor (+ Koray Gençerler)

Bu sezon hiç bir hakem bu kadar taraflı maç yönetmedi. Bir takımın aleyhine diğerinin lehine bu kadar bariz ve oyuncuları çıldırtacak kararlar vermedi.

Zaten zemin kötü, rakip anti-futbol anlayışının kralı Ziya Doğan takımı ve tekme ile rakibi sindirmeyi mücadele olarak algılıyor. Üstüne hakem de buna çanak tutunca oradan galibiyet çıkarmak zor. Üstelik ilk yarı sonunda ve ikinci yarıda net 2 penaltıyı vermedi. Maçın sonlarında ise 30 numaralı oyuncu Semih'in önünden elle aldı onu da es geçti.

Diyarbakırlı oyuncuların arkadan yaptıkları sayısız faullerde kart göstermedi ama Emre'ye cart diye çıkardı. Güiza gole giderken indirildi rakibi değil kendisi kart gördü.

Aslında maçın özeti Koray Gençerler görevini çok iyi yaptı ve Fenerbahçe'yi tekmelerle ve kartlarla bitirdi. Allaha havale ediyorum. Başını yastığa koyup nasıl uyuyacak merak ediyorum tabii ki bir vicdanı varsa.

Maç sonrası Diyarbakır'lı oyuncuların konuşmaları da ilginçti. Sahada atmadıkları tekme kalmadı ama Feberbahçe'nin golü öncesi Semih'in kalecilerine faul yaptığını söylüyorlardı. Pozisyonu tekrar izleyenler görecek ki aslında kaleci Semih'i arkadan itiyor.

Son söz Koray Gençerler hakemliği bırak başka işler yap. Çünkü ya beceremiyorsun ya da art niyetlisin.


free online dictionary page

free online dictionary

04 Şubat 2010

Sivasspor - FENERBAHÇE 1-5

Fenerbahçe ligin ilk yarısı bitimine doğru başladığı iyi futbollu galibiyetlere bir yenisini daha ekledi. Önceki hafta oynanan Denizli maçındaki gibi bu maçt da iyi mücadele ve güzel futbol vardı. Bazıları 4 cezalı 1 sakatla işin zor olduğunu söylüyordu ama Kazım gönderildikten ve Önder süründürülüp cezasını çekip kafasına dank ettikten sonra diğerleri de kendine gelmiş göründü.

Br önemli konu da ezeli rakibin yaptığı göz boyama transferlerine kapılıp sadece transfer olsun diye transfer yapılmaması ve sadece santrafora Gökhan Ünal'ın alınmasıydı. Demek ki eski popülist transfer süreci geride bırakılmış. Bunda hiç kuşkusuz büyük kralımız Aykut Kocaman'ın katkısı yadsınamaz.

Daum un da hakkını teslim etmek gerekir. Yedek kalan ve haftalarca oynamayan oyuncuları bu şekilde hazır tutup sonra da organize bir şekilde oynatabilmek başarıdır. Takımın yarısının değiştiği bir ortamda, 8 saatlik yorucu bir yolculuktan sonra gidilebilen bir deplasmanda bol pozisyona girmek ve bunların organizasyonlarla gelmesi rakbe ise attığı gol dahil pozisyon vermemek önemli artılar.

Ancak oyun ve skora bakıp aldanmamak gerekir. Bu Sivas geçen yılki Sivas değil. Hemen havaya girmemek lazım ve sanki zor bir maç kazanmış gibi çalışıp şampiyonluk yolculuğuna devam etmek gerekir. Tabii ki Mehmet Yıldız'lı Sivas'a karşı bu zaferin alınması ve atılanın en az 2 katının kaçırılması ışık veren durumlar.

Maça gelirsek ilk yarıda Mehmet Yıldız ile ileride top tutmaya çalışan Sivas biraz olsun direnebildi ve Vedersonun hatası ile Mehmet Yıldız'ın düzgün ve sert vuruşu ile golü de buldu. Ancak o dakikadan sonra Fenerbahçeli oyuncular daha önceki zamanlarda yaşadıkları panik ve silik futbol yerine ikinci yarıda vites artırıp rakibi sürklase etti.

Semih attığı ilk gol öncesindeki 5 dakikaya kadar pek ortada yokken golden 5 dakika önce parlamaya başladı ve sahayı bahçedeki Fener gibi aydınlattı. Sahanın en iyisiydi diyebiliriz. Uğur, Selçuk, Deniz ona iyi eşlik etti. Diğerleri de görevlerini yaptı. Sadece Özer ve Vederson biraz aksadı sonra onlar da sonradan toparladı. Uğur arkasında Vederson olunca daha rahat hücum yapabiliyor.

Eskiden orta sahayı geçmeyen "ön libero"lar artık sıfıra inip assist yapabiliyor. Bu bile Aragones sonrasındaki değişimi göstermeye yeterli.

Hakem Kuddusi ne kadar yeteneksiz olduğunu yne gösterdi. Alexin indirilmesini es geçti ki hadi ona hakem takdiri diyelim ama verdiği vermediği öyle fauller ve kartlar var ki saç baş yoldurtacak cinsten. belli ki futbolu bilmiyor, öğrenmeye de niyeti yok.

Şimdi bugün Bursa maçında Fenerbahçe'nin devre arası sonrasındaki gerçek gücünü test etme şansını bulacağız. Bu telafisi olan bir maç ve ligin ikinci yarısına da ışık tutacak. Şimdi Sivas maçında oynamayan cezalıların kendilerini göstermek zorunlulukları daha da arttı. Bu rekabetten kazanan ise hem Fenerbahçe hem de şans buldukça formanın hakkını verenler olacaktır.

free online dictionary page

free online dictionary

24 Ocak 2010

FENERBAHÇE – Denizlispor 3-1

Ve lige verilen ara bitti. İlk yarının sonlarında haksız yere taraftardan uzak tutulan Fenerbahçe nihayet taraftarı ile buluşacaktı ki araya büyükşehir girdi. Ne alaka demeyin Mega kent denen, 2010 Kültür başkenti olduk diye hava atılan bir metropol ama 10 cm kar yağınca hayat felç. Düşünün dünyanın hangi medeni ülkesinde belediye başkanı ve Vali 10 cm kar yağacak diye halka sokağa çıkmayın der? Ve acaba Turkcell Super lig yayın ihalesi için milyar dolarları gözden çıkaran yayıncı kuruluş buna ne der?

Neyse beceriksiz yöneticileri kenara bırakıp futbola dönelim. Önce hazırlık kampı ve hazırlık maçı gibi geçen kupa maçları oynandı. Oradaki görüntü Eskişehir maçında ciddiye alınmış ve ilk yarıdaki deplasmanlara benzer geçen bir oyun seyrettik. Fazla risk almadan 2-3 pozisyon bulup maça kazanmaya çalıştılar. 1-0 da kazandılar. Sonra Tokat maçını nasılsa kazanırız havasıyla çıkınca papucun pahalı olduğunu anladılar ve maçı kazanmayı bildiler. Eskiden olsa bu iki maç da kaybedilmeye aday maçlar olurdu. Sonra kampın son hazırlık maçı yani kupadaki son grup maçı Antalya ile oynandı. Kaybedilse bile sorun değildi ama kazanmak için oynandı. Biraz da şans ile Antalya maçı kazandı.

Denizli maçı ise takımın gönderilen Kazım ve bileti kesildiği söylenen Önder sonrası durumunu göstermesi açısından önemliydi. Denizli ahı gitmiş vahı kalmış bir takım. Çanakkale geçilmez oynayıp tekme ve baçlık sahayı da kullanarak 1 puana yatmaya çalıştılar. Ama bu kez karşılarında inançlı ve mücadeleci bir takım buldular. Alex’ in yokluğunda böyle ağır sahada 4-4-2 düzeninin daha avantajlı olacağı belliydi. Öyle de oldu. Biraz beceri ve şans olsa daha ilk yarı 2-3 olur maç da rölantiye girerdi. Ama o sahaya rağmen öyle müthiş bir ikinci yarı izledik ki zevk aldık. Zaten soğuk hava ve belediye uyarılarına rağmen stada gelen taraftar da dakika 77 olduğu halde 0-0 giden maçta en ufak bir protesto yapmadı. Çünkü takım iyi mücadele ediyordu. Sonra muhteşem bir Santos frikiği kilidi açıp şanssızlığı kırdı . Tam maç böyle biter artık derken Bilica’ nın abuk hatalarından biri geldi ve Youla kendisi bile beklemediği bir şekilde kolay bir gol buldu. Tam eyvah kalan sürede Denizli çamura yatar derken ortaya Güiza- Gökhan Ünal-Semih-Güiza-Özer paslarıyla galibiyet golü çıktı.
Ardından yine kazaya gitmemek için bastıran takım Denizin saha şartlarına uygun uzun pasına akıllı bir Gökhan vuruşu sonrası kaleciden dönen topu her zamanki gibi iyi takip eden Güiza ile 3 ü buldu ve rahatladı.
Taraftar maç boyu “Denizli kümeye” diye bağırdı. Zaten şu anki tabloyla kümede kalmaları büyük mucize olur. Ama başkanları şampiyonluğumuzu gasp ettikleri maç öncesi yaptığı gibi federasyonu tehdit etmiyor, küme düşersek para çantalarıyla dolaşanları açıklarım demiyor. Demek ki ligi 20 takımlı yapalım, düşme olmasın yönünde çalışmaya devam ediyor. Bazı sözler mi aldılar yoksa diye insan düşünmeden edemiyor.

Maçın ilginçlikleri ise :
Saha şartlarına bakıp son zamanların çıtkırıldımı Uğur yerine Vederson’la başlayan Daum a hayret edenler
Vederson rakibi yorduktan sonra 2. Yarı Özerle orayı koridora çevirince tebrik ettiler. Peki Özerle başlasa ve Özer çamurda diri rakiple boğuşmaktan yorulduğunda mı Vederson’ u alsaydı? O zaman aynı kişiler “önce Vederson’la başlayıp rakibi yorması sonra diri Özeri alması lazımdı diyeceklerdi.
Bekir’i ilk kez kanadı bu kadar iyi kullanırken gördük. Yine Santos bu ağır sahada kendisinden beklenmeyecek kadar iyiydi. Tabii hala kademe ve defans anlamında sorunları var.
Ceza sınırındaki oyunculardan Lugano, Cristian ve Santos un alakasız pozisyonlarda direk rakibe girip zorla kart istemesi de ilginç geldi.
Yine bir Bünyamin klasiği gördük. Rakibin 2 metre uzağında azıcık ayağını kaldırdı diye Semih’e endirekt serbest vuruş çalarak Fenerbahçe’nin daha ilk yarıda golü bulmasını engelledi.
Bir diğer ilginç nokta Güiza’nın 1 gol 1 asist yapmasıydı. Aslında çok daha fazla gol atabileceği net pozisyonlar buldu ama sanırım biraz özgüven sorunu yaşıyor.
Fenerbahçe’nin bu kadar ağır sahaya rağmen bu mücadeleyi yapması en büyük ilginçlikti ama daha da ilginci 77 de 1-0 yaptıktan sonra 82 de golü yiyen takımın o ağır koşullarda bunu çevirebilmesiydi.
Yine bazı yorumcular Daum’un Gökhan Ünal’ı 3. Forvet olarak almasını beğenmişler. Sanki Daum bunu ilk kez yapıyor. Daha önceki Fenerbahçe yıllarında da takım galip durumda değilse ve zaman daraldıkça takımdaki hücumcu sayısını artırmıyor muydu? Sanki yeni bir şeymiş gibi hayret ediyorsunuz. Demek hala Daum u tanımamışsınız.

Şimdi gelelim haftaya. Lugano, Cristina, Santos ve Emre cezalı duruma düştüve Sivas deplasmanında oynamayacaklar. Ben yönetimin yerinde olsam tüm bu oyuncuları da Sivas’a götürürüm. Böylece bundan sonraki haftalar için mesajı vermiş olurum. Öyle bedava kart görüp zor deplasmandan yırtmak yok. Kadroya gelince 5 bilinmeyenli 3 denklem değil. Kaleci belli Volkan. Sağ bek Gökhan Gönül ün cezası bitti. Ortada Bekir gerçek yerinde Lugano yerine. Yanında Bilica solda Vederson.
Asıl mesele Ön libero denen yerde Emre-Cristian yerine kim oynayacak? Birkaç alternatif yapılabilir. Birinin Selçuk olacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok. Selçuk-Deniz defansif bir seçim olur. Selçuk-Özer daha ofansif. Ya da Selçuk-Topuz. Bu durumda Selçuk-Özer ile başlayıp sol kanatta Uğur’u oynatabilir. Sağ tarafta da Topuz. İlerisi için Alex-Güiza.

Yani kadro
Volkan
Gökhan-Bekir-Bilica-Vederson
Topuz-Selçuk-Özer-Uğur
Alex-Güiza
Olabilir. Diğer alternatifte Uğur yerine Özer , ortada da Deniz olabilir.

Kadro yapısı nedeniyle Sivasspor’un Fenerbahçe ile baş edebileceğini sanmıyorum. Her iki kadro da galibiyetle dönebilecek kapasitede. Kalan 15 maçta büyük aksilikler olmazsa Fenerbahçe adım adım şampiyonluğa gidiyor diyebiliriz. Özellikle de Denizli maçındaki mücadeleyi görünce. Ama henüz erken, hele bir de deplasmanda görelim takımı, aynı mücadele varsa tamamdır.

free online dictionary page

free online dictionary

21 Aralık 2009

Trabzonspor - FENERBAHÇE 0-1 ve FENERBAHÇE Sheriff 1-0

Önce FENERBAHÇE – Sheriff 1-0

Fenerbahçe Sheriff maçına iyi konsantre olmuş. Hiçbir özelliği olmayan ve oyuncuların bu kadar konsantre olduğu ilk maç herhalde bu.
Uğur Boral uzun süre sonra ilk 11 de çıktı. Ancak gol dışında pek bir şey yapmadı. Bunu yazarken kapasitesini bildiğimiz için yazıyoruz. Özer de fena değildi ama kendisini ispatlamak için fazla uğraşıp yeterince verimli olamıyor. Sahanın her yerine basmaya her topu almaya çalışıyor. Kalitesi tartışılmaz. Daum Özer’i sağda oynattıktan sonra TS maçını düşünerek çıkarıp yerine Topuz’ u koydu, o da eski maçlara göre daha çok inisiyatif almaya çalıştı.

Bence Daum’ un tek hatası Bekir’ i stoper de oynatmamaktı. Çünkü sağ beke başka alternatifler de çıkrılabiliyor (Önder, Ali Bilgin ya da M.Topuz gibi) ama Bilica – Lugano’ dan biri olmayınca stoperde sorun çıkıyor. Önder’de oradaki şanslarını iyi kullanmadığına göre…

Semih’ de çok düşüş var ama bir önceki maça göre daha iyiydi. Ancak çok güçsüz görünüyor Güiza bile daha iyi durumda. Semih bazı ataklarda hızlı koşamadığı için atak başlayamadan bitti.

Santos Milli takımda oynadığı gerçek yeri sol bekte daha verimli olacak gibi. Gökhan gibi geriden atağa destek vermesi önde atak bir oyuncu olması daha yararlı olacak gibi. Ancak 1-2 maç üst üste orada oynayıp takıma orada uyum sağlaması gerekir.

Takım resmen antrenman havasında oynadı ve pozisyon vermeden maçı bitirdi. En azından oyuncularda mücadele etme isteği tekrar gelmiş göründü. Kimse giden adamın arkasından bakmadı, bu iyiye işaret.

Kadıköy’ün zemini çok kötü. Topla yürümek ya da düzgün pas atmak çok zor. Buna devre arasında mutlaka çözüm bulmaları gerek.

Son olarak bence Daum Özer’i yavaş yavaş takıma sokarak iyi yaptı. En baştan ilk 11 e koysa o da takım da zarar görürdü. Zaten bazılarının ısrarla anlamadığını tekrar söyledi ki o da Özer’in sakatlıktan yeni çıktığıydı.

Trabzonspor – FENERBAHÇE 0-1

Bu maç Fenerbahçe’nin en rahat oynadığı maçlar. Çünkü kontrollü oyun ve kaliteli ayaklarla yapılacak ataklar üstüne kurulu bir maçtı. TS içinde bulunduğu durum nedeniyle kazanmak zorundaydı, Fenerbahçe ise önce beraberlik olursa galibiyet der gibiydi. Ama TS her Fenerbahçe maçında olduğu gibi eli ayağına dolaştı. Artık şu Fenerbahçe düşmanlığı ve sendromundan kurtulmaları gerekiyor. Ligde sadece 2 Fenerbahçe maçı yok.

Maça gelirsek Fenerbahçe çok iyi başladı. 5-6 dakikada 2 net pozisyon buldu. Ardından yardımcı hakemin Alanzinho’ nun hızla ileri çıktığı Lugano’nun hızla ileri fırladığı pozisyonda geriden çıkışını çözemedi. Maçı izlerken bizler bile kararsız kaldık. Tekrar ağır çekimde net şekilde ofsayt olmadığı ancak göründü. Daha sonra Fenerbahçe üstünlüğü ve bol pozisyonlarıyla geçen bir ilk yarı izledik ki Güiza hat-trick yapabilir Alex 2 gol atabilirdi. Ama olmadı.
2. yarıya TS daha iyi başladı ve Fenerbahçe ‘nin kaptırdığı topla Colman’ın ayağından fırsatı kaçırdı. Ardından taç atışından Gökhan, Alex’in kafası ve Güiza’nın müthiş golü geldi. Maç da orada bitti zaten. Bundan sonra Fenerbahçe geri yaslanıp kontra aradı TS un ise rakibi boğacak zorlayacak gücü ve kalitesi yoktu.

Maç sonrası Fenerbahçeli olmayan herkes (ne hikmetse önce GS ve BJK liler sonra TS liler) Alanzinho’nun ofsaytla kesilen atağı nedeniyle maçı hakemlere bağlamaya çalıştı.

Peki soralım,
1- TS geri düştüğünde lige balans ayarı lazım diyen Sadri başkanın açıklamalarından sonra TS un hakem hatalarıyla kazandığı onlarca puana neden ses etmemiştiniz?
2- Diyelim ki yardımcı hakem art niyetle ofsayt kaldırdı peki TS 84 dk +11 dk uzatma =95 dk ne yaptı? Gol attı da hakem mi vermedi?
3- Şenol hoca maç sonrası Fenerbahçe’lilerin çok zaman geçirdiğini söyledi, açıkça söylemeden sonucu hakeme bağladı. Peki oyuncusu Song Güiza’ya arkadan dizi geçirdiği için neden kırmızı görmedi? Ya da Alex ceza alanına girerken dirsek yedi ve düştü ama ayaklarına takılan bir çelme yok diye frikik verilmediği gibi bir de sarı kart gösterildi ve cezalı duruma düştü bundan neden bahsetmedi?
4- Ya da aynı Egemen Lugano ile mücadele ederken kendini yere atınca neden Alex gibi sarı kart görüp 2. Sarıdan atılmadı?
5- Ya da Gökhan kendisine faul yapıldı diye itiraz edince sarıyı gördü de TS lu Gökhan hakeme el kol hareketleriyle fırça atınca neden görmedi?
6- Güiza’nın gollük 2 atağı ofsayt diye kesildi o zaman yardımcılar iyiydi Alanzinho’nun pozisyonunu kaçırınca mı kötü oldu?
7- Son olarak Alanzinho nun atağı ofsayt diye kesilmeden önce topu kaparlarken yaptıkları faulü neden kimse konuşmadı?

Şimdi bir de diğer “büyük”lerin maçlarına bakalım. BJK Bursa karşısında hakem olduğu söylenen ama Fenerbahçe’ye karşı yaptıkları burada sık sık yazılan Tolga Özkalfa sayesinde 2 gol buldu. Önce bir skandala imza atıp Tello’ya düdüğümü bekle diyerek Bursa’lı oyuncuyu uzaklaştırdı, sonra Tello onu arkadan dürttü ve Bursalılar yerleşmeye çalışırken oyunu başlattı. Özkalfa tam düdüğü ağzına götürdü çalacaktı ki aklına bu durumda Tello’ya sarı kart göstermesi gerekeceği geldi ve olayı izlemeye başladı. Nobre Bursalıların şaşkın bakışları arasında golü attı 1-1. Sonra İbrahim Toraman’ın kendisini attığı ve rakibin en ufak temasının olmadığı pozisyonda penaltıyı tereddütsüz çaldı 2-1.

Sonra Bursa hakemi de BJK yi de ağır saha şartlarını da yenmeyi başardı. Hakemin bunca desteğine rağmen utanmadan hala hakeme suç atmaya kalktılar.

GS ise bu konularda çok daha tecrübeli, hatta ligin en iyisi diyebiliriz. Onlar 2 sayılmayan ve zaten sayılmaması gereken golün eşliğinde rakibin verilmeyen penaltısı sayesinde 3 puanı uçurdular ve sessizliğe büründüler. Çünkü sayılmayan 2 golle ilgili itiraz ederlerse hem haksız çıkacaklarını hem de rakibin verilmeyen penaltısıyla bedavadan aldıkları 2 puanın ortaya çıkacağını biliyorlar. Yoksa 2 golü sayılmayan GS lilerin bu kadar sessiz kalması başka nasıl açıklanabilir ki?

Gündemde özellikle yer verilmedi ama TS maçı sonrası Ali Koç’un söyledikleri Fenerbahçe’nin ne kadar tutarlı ve kendi lehine de hata yapıldığında buna sessiz kalmadığının kanıtıydı. Ali Koç hakemlerin kalite ve standardının yükseltilmesi gerektiğini tekrar söyledi. Ama medya işine gelmediği için buna fazla yer vermedi. Çünkü sadece kendi aleyhinde hata yapılınca bağırıyorlar lehlerine hata olsun istiyorlar havası estirilmeye çalışılıyor.

Bir kez daha gördük ki Fenerbahçe karşısındaki kutsal ittifak hala çözülmemiş, hala el birliği içinde ve tek hedefleri Fenerbahçe şampiyon olmasında kim olursa olsun. Kendi kulüpleri bile umurlarında değil. İşte Fenerbahçe’li futbolculara bu iyi anlatılmalı ve 2. Yarıdaki fikstür avantajı çok iyi kullanılmalı. Şimdi 2. Yarı Fenerbahçe’ye karşı saha kapatmaya yönelik provakasyon ve kumpaslar artacaktır. Çünkü büyük avantajı ancak böyle çözeceklerini düşünecekler. Onlara fırsat verilmemeli. UYANIK olmalı. Şer cephesi yenilene kadar temkinli olmalı, güçlü olmalı. Daha önce yaptılar aynı fırsat verilmeli. O zaman Aziz Yıldırım’ın 3 yıl üst üste şampiyonluk hedefi gerçekleşebilir.

Son olarak tekrar yazalım. Neden Kayserispor gol attığında stadyumda GS ın kullandığı marş çalınıyor? Bu soruya bir yanıt vermeleri lazım. Yoksa onlar çakma GS mi? Bu nasıl bir kulüp anlayışıdır? GS nin arka bahçesi mi onlar? Bu kadar açık yapmayın bari ittifaklarınız beyler, ayıp oluyor.

free online dictionary page

free online dictionary

16 Aralık 2009

FENERBAHÇE - MKE Ankaragücü 3-2 ve şike haberleri...

Fenerbahçe 3 maç üst üste kaybettikten sonra tarihinde olduğu gibi 4. maçı da kaybetmedi ve kazandı. Bu maçta göze çarpan en önemli olayların başında Özer'in ilk 11 de başlamasıydı. Herkse Özer'i oynat derken sevgili Daum Santos da keramet arıyordu. Ama bu maç gösterdi ki takımda yüreğiyle mücadele eden 3-4 kişiden biri de Özer. Lugano-Bilica-Gökhan-Emre ye Özer in de eklenmesi uzun vadede başkanın sözünü verdiği rakibini "öpen" takım olma yolunda çok önemli. Bu 4-5 oyuncuya Cristian, Vederson, Mehmet ve Semih de kolaylıkla ekjlenebilecek potansiyele sahip. Yeterki o potansiyel iyi kullanılsın.

Maçla ilgili herkes herşeyi yazdı çizdi. Ama dikkatlerin toplandığı nokta nedense sadece Özer'in çizgiden çıkardığı top oldu. Her zamanki gibi, Fener medyası denilen ama aslında antiFener medyası olan medyamızda sanki maçtaki tek hata buymuş ve Fenerbahçe maçı bu hatayla almış gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Selçuk Yula bu antiFenerlilerin ipliğini pazara çıkaracak ipuçlarını Deivid'in attığı ve 1 metre içeri düşüp çıkan ama verilmeyen goldeki Erman hoca yorumuyla verdi. Ama anlayana ya da anlamak isteyene tabii. Fakat Sevgili Selçuk Yula neden şaşırıyor ben anlamadım. Aynı Erman hoca FB-GS derbisinde Luganoyu gırtlağından çekerek Servet'in indirmesine, yine Lugano' nun Eskişehirspor maçında gırtlaktan künde yemesine, ya da aynı maçta Bilica'nın 2 kez forması çıkacak kadar çekilmesine ses çıkarmazken Kewell'ı çektiklerinde dakikalarca neredeyse havasızlıktan öleceğini falan söylemişti.

Şimdi aynı Erman hoca tuvalet kağıtlarıyla Fener'e gol atmaya çalışıyor. Ama nedense yorumlarını ancak tuvalet kağıdı temizliyor. Bilica'ya 2. Ankaragücü golü öncesi yapılan açık faulü kısa geçiyor. Ve öyle bir hava yaratılmaya çalışılıyor ki sanki Fenerbahçe hakemin çizgiyi geçen son saniye topuyla maçı Fenere verdği işlenmeye çalışılıyor.

Halbuki hakem 2. Aknaragücü golünden önceki faulü verse maç zaten 3-1 e gelecek ve son saniyedeki gol bile olsa maç ancak 3-2 ye gelecek. Yani hakemin maçı birinden aldığı diğerine verdiği falan yok.

Benim bu sürekli AntiFenerbahçe yorumlarından çıkardığım şey yayın ihalesiyle ilgili olduğu. Çünkü Aziz Yıldırım yayın ihalesinde fiyatların artırılmasına uğraşıyor bu da tabii ki yayıncı kuruluşa ters geliyor. Onlar da Aziz yıldırım ve Fenerbahçeye karşı böyle bir örtülü mücadele yürütüyor. Futbolcular hedef gösteriliyor fazla fazla cezalar verdiriliyor, pozisyonlar tek taraflı yansıtılıyor.

Ama gerçekler tuvalet kağıdıyla örtülemiyor, her şey ortada. Kazım küfür etti deniyor 4 maç ceza, Mustaf Sarp a 1 maç ceza. Bilicaya 3 maç Ardaya ve tribünlere kol hareketi çeken Hakan Baltaya ceza yok. Eğer Hakan Balta'nın hareketine ceza yoksa aynı hareketi antiFener yorumculara yapıyorum, hiç itiraz etmesinler. Masum bir hareket çünkü. Hatta ceza vermemeleri kesin olsun diye sarı-kırmızı ya da mor formayla da yapılabilir hareket.

Benim en çok anlamakta zorlandığım Fenerbahçeli olan ama bu toplum mühendisliğini Fenerbahçe üstünden yürütenlere inananlar. Adeta özellikle yönlendirilen içimizdeki İrlandalılar. En azından pnlar uyansın artık. Çünkü diğerlerinin kutsal ittifakı zaten gelenekselleşti.

Son söz Fenerbahçe yönetimine. Bu yıl şu ana kadar olanlar açıkça gösterdi ki Fenerbahçe'nin ilk 8 maçını alması, GS yi derbide sahadan silmesi bazılarını fena korkutmuş. Bu yüzden de işi son Denizli maçı gibi son Trabzon maçına bırakmak istemiyorlar. Erken başladılar. Siz de uyanık olup takımı sıkı kontrol edin ve ligin sonuna gelmeden farkı açın. Yoksa bu kutsal ittifakın şampiyonluğu Fenerbahçe'ye yedirmek istemediği çok açık.
Taraftar da pişmiş aşa su katmayıp sahaya yabancı madde atıp ceza aldırmasın. Çünkü hepimiz biliyoruz ki Diyarbakırda sahaya beton parçası da atılır, adam da girer ama bizim kadar ceza almaz. Sulu derbide bile 5 maçlık cezanın 2-3 maçı daha önceki küfürlerin tekrarındandı yani sahaya atılan tonlarca su ve binlerce koltuk, şemsiye, davul tokmağı ile Kadıköyde atılan 12 pet su bardağı aynı değerde cezalandırılıyor. Düşmana fırsat vermemek lazım.

Çünkü durumumuz emperyalist düşmanlar karşısındaki kurtuluş savaşı veren Türkiye Cumhuriyeti gibi. Daha çok mücadele vermek gerekiyor ama sabırla ve akılla. Dahşli ve harici bedhahlara karşı. Çünkü muhtaç olduğumuz kudret slam Çupi'nin büyüklüğünü anlattığı kulübümüzün tarihinde mevcut.

Biraz da şike haberlerine değinelim.
Son günlerde Cihan Oskay benzeri kumpaslar gene başladı. Bazı gazeteler sayfa sayfa Kazım Kazım'ı şikeden yargıladı ve mahkum etti.
Basının habercilik yapmasını ve bazı haberleri gündeme taşımasını kabul ediyorum. Ancak nedense konu Fenerbahçe ile ilgili olunca sanki bazı duyumlar gerçekmiş ya da kesinleşmiş gibi haber yapılıyor. Ortada sadece bazı dolandırıcıların iddiaları var ama sanki mahkeme yapılmış ve Kazım mahkum edilmiş gibi yansıtılıyor.

Bu konuda Şekip Mosturoğlu ve Ali Koç'un basın toplantısı bazılarına ders olmalı. Kimse yargı kesinleşmeden suçlu ilan edilemez. O adalet gün gelir iftira edenlere de lazım olur.

Diyelim ki Kazım suçlu, bazıları bu yolla Fenerbahçe'ye geçirmeye çalışıyorlar ya, boşuna heveslenmesinler. Çünkü bu ülkede tüm sporcularından muvaffakatname alıp herhangi bir şike veya doping olayına karışmaları halinde tazminat talep edeceğini kabul ettirmiş tek kulüp Fenerbahçe'dir.

Fenerbahçe'mizi arkadaşının formasıyla oyuncu oynatıp cezasını çektirmeye çalışanlarla ya da 2 oyuncusunda birden doping çıkan basket takımlarıyla karıştırmasınlar.

Onlara bu kadarı yeter.




free online dictionary page

free online dictionary

06 Aralık 2009

Twente - FENERBAHÇE 0-1 , Eskişehirspor - FENERBAHÇE 2-1

Önce Twente maçı ve bu maçın ışık tuttuğu olaylar.

Fenerbahçe deplasmanda, kendi liginin yenilgisiz lideri Twente'yi yendi. (15 maçta 13 G, 2 B)
Peki nasıl yendi? Maç ortadaydı. İlk 30 dk 4-5 farkla Fenerbahçe öne geçebilirdi. Ancak sonra oyun dengelendi ve her iki takım da net pozisyonlar buldu. Twente atsa çıkarmak zor olurdu. Ama Fenerbahçe kazandı. Peki bu maç bize neyi gösterdi?

BJK maçını düşünün. Daha 19.dk da İbrahim Üzülmez'in Gökhan Gönül'ü arkadan indirmesine verilmeyen penaltıyı. Sonra ne oldu? Fenerbahçe ilk yarıda tıpkı twente maçındaki gibi üstün olduğu maçı penaltısı verilmediği ve öne geçemediği maçı bir şans golüyle geriye düştüğü için kaybetti. O maçtan sonra bazıları 3-0 olmuş maçta hakem hatasına sığınılmaz diyerek geçiştirmeye kalkmıştı. İşte Twente maçı o maça da ışık tuttu. Öne geçtiği maçları genelde kazanan Fenerbahçe'nin bu imkanı elinden alınınca büyük dezavantj olduğu ortaya çıktı. Öne geçeceği maçta bir de geriye düşünce oyun disiplini de bozulan takımın 2-0 geriye düştüğünde artık maçı çeviremeyecek hale geldiği ortaya çıktı.

Ayrıca Kasımpaşa maçındaki hakem hatalarının takımın kötü oyunuyla kapatılamayacağını ortaya çıkarttı.

GELELİM ESKİŞEHİR MAÇINA...........

Mustafa Kamil Abitoğlu denen kişi hakem kılığında sahaya çıkmış ve sanki Fenerbahçe'yi sabote etmekle görevlendirilmiş. Şimdi maçtan sonra yine pek çok yorumcu ahkam kesiyor takım kötüymüş de maçı hak etmmiş de falan da filan. Kardeşim size ne. Hakem doğru karar versin de takım o zaman yenilsin zaten kimse bir şey demiyor. Tersine çevirelim. Hakem hataları olmasa belki Eskişehir yine kazanacaktı ama maça gölge düştü. Ne hakkı var hakem kılıklı kişilerin maçları katletmeye?

Daha maçın başında 12.dk da Lugano resmen kündeyle indiriliyor net penaltı ama hakem vermiyor. Verse maç orada kopacak zaten. Tıpkı BJK maçı gibi. Ama Kewell çekilince net penaltı diyen Erman Toroğlu ondan daha net bu pozisyona penaltı diyemiyor. Zaten o da misyon ve görev adamı görevi de belli. Maçta daha neler oluyor neler.
Maçı izlerken dikkatimi çekti kaleci İvesha topu tuttuktan sonra çok bekliyordu. Hemen sn.lere bakmaya başladım. 17.dk da topu tam 11 sn elinde tuttu sonra çıkardı. 20.dk da 10 sn. de, ve 47. dk da 11 sn. de. Özellikle bilinçli olarak dikkat etmediğim halde benim dikkatimi çeken bu olay nedense hakemlerin dikkatini çekmiyor. halbuki işleri bu değil mi?
Pardon bazılarının dikkatini çekiyor. Ne zaman mı? Sadece GS ın rakibi olan takımın kalecisi bunu yaparsa. Hatırlayın Sivasspor maçını, petkoviç topu 12 sn tuttu diye endirek serbest vuruş verildi. Zaten ligde başka örneği yok. Eee Kewell'a yapılırsa penaltı Lugano'ya yapılırsa değil uygulamasıyla aynı değil mi?

İlk gol öncesi Bilica'ya net bir faul vardı ama hakem kılıklı kişi bunu görmezden gelip korner verdi ve o korner gol oldu. Pozisyon yardımcının da görüş alanındaydı ama nedense Fenerbahçe maçlarındaki yardımcılar sadece Fenerbahçenin nizami ataklarında net gollük pozisyonları ofsayt diye kesmek ve rakiplerin net ofsayt gollerini sadece izlemekle ve devam ettirmekle görevliler.

85 ve 89 da Bilica rakip ceza alanında 2 kez yaka paça durduruldu. Neredeyse forması üstünden çıkıyordu ama penaltı yine yok. Ahh ahh, Bilica GS forması giyseydi var ya en az 2 penaltı çıkardı bu maçtan.

Ondan sonra Aziz yıldırım hakemlere laf söyleyince kızıyorlar. Az bile söylüyor. Zaten kulüpler birliği başkanı olduğundan beri ve kulübün aleyhindeki bu hatalara sesi çıkmadığından beri önüne gelen vuruyor. Sadece son 3-4 maçta aleyhine verilen 1 haksız penaltı verilmeyen en az 4-5 penaltı, net ofsayttan yenilen 2 gol ofsayt diye kesilmiş sayısız net pozisyon var.

Ama Aziz Yıldırım kulüpler birliği denen ucube organizasyondan ayrıldı. Artık korksunlar. GS a az cezalar verip sonra bir de indirim yapanlar Fenerbahçe'ye gelince abartılı cezalar verenler takkeyi önüne alıp düşünmeye başlasın.

Sivas maçında galibiyeti kaçıran Kasımpaşa yönetimi de olayları Ergenekon diye nitelemiş. Herkes başına gelince ağlıyor. Ama Fenerbahçenin hakları hakem kılıklılar tarafından gasp edilirken kimsenin sesi çıkmıyordu. Adalet herkese lazım olur.

Fenerbahçe neden bu durumda.

1- Takımda takım ruhu taşıyan, kulübün büyüklüğünün farkında olan oyuncu sayısı az
2- Yanlış transferler yapıldı
3- Formsuz oyuncular yine de forma buldu forma adaleti sağlanamadı, rekabet bitti
4- Hakemler pek çok maçta resmen puanları gasp etti

Bunlardan 2-3 tanesine yoğunlaşıp 4. sü yokmuş gibi yapmak olayı Denizli'de gasp edilen şampiyonluk şeklinden öteye değiştiremez. Bu yüzden tüm maddelere karşı önlem alınmalıdır.

Bu son maç Abitoğlu'nun Fenerbahçeye ilk darbesi de değildir. Daha önce pek çok maçta haklarımızı yemiştir. Allah'a havale ediyoruz.

free online dictionary page

free online dictionary

30 Kasım 2009

FENERBAHÇE – Kasımpaşa 1-3

Fenerbahçe yine kaybetti. İşler hiç de iyi gitmiyor. Önce maçın kısa değerlendirmesini yapalım sonra da daha genel analizi.

Maça Kasımpaşa Volkan’ın bayram ikramıyla başladı. Daha ilk dakika dolmadan auta giden topu tutup Gökhan’ın önüne bırakıverdi ve maç 1-0 başladı. İçimizden neyse golü erken yemeleri iyi oldu maçı çevirecek bolca zaman var dedik. Nitekim 5. Dk da Güiza kötü bir vuruşla golü attı. Hah asıl maç şimdi başlıyor dedik. Dedik de futbolcular noel tatiliyle bayram tatilini birleştirmiş, hatta bunu Ankaraspor boş haftası ve milli maç arası boşluğa da ekleyerek adeta 2-3 aylık tatile çıkmış gibiydiler.
İşin kötü tarafı bu olay yazın olsa hiç olmazsa plajda yüzer, sevgilileriyle kumlarda oynaşır biraz daha formda kalırlardı. Şimdi ise başta Kazım-Santos olmak üzere, Carlos, Güiza gibi adamlar gece hayatına fena dalmış. Söylentiler bolca içki ve sigara tüketildiği yönünde. Hele Kazım’ın 3-1 lik maç akşamı sevgilisiyle ve Santos’larla alemlere akması ve gece uykusuz kaldıktan sonra sabah idmana yetişeyim derken kaza yapması affedilir gibi değil. Neyse ki hafif atlattı. Biz yine de geçmiş olsun diyelim ve bundan ders almasını ümit edelim.

Kasımpaşa maçında Daum, söylediğine göre oyunculardan gelen talep üzerine Semih-Güiza çift forvetiyle sahaya çıktı. Aslında takım biraz diri olsa iç sahada yapılmayacak iş değil. Ama takımda diri, ayakta kalan tek kişi olmaz mı? Maçı izlerken oyuncuların ayakta duracak hali olmayan görüntüsü Dedeli günlerden bir yaprak gibiydi. Maçın belki de yanlış yerde oynatıldığı halde tek didinen adamı Mehmet de ilk yarı sonunda kenara alınınca ikinci yarı film tam koptu. Orta sahayı ele geçiren Kasımpaşa, 2 li 3 lü yardımlaşmalı ayağa paslarla öyle hücumlar yaptı ki maç 5-6 olsa olurdu. Emre’ye sallayanlar sanırım o yokken oynanan 2 maçta 6 gol yenilip bir o kadar da pozisyon verilmesini görünce insafa gelmiştir.

Bu maçın taktiği tekniği hep boş şeyler. Takımda herkes döküldüğü için kimse 1-2 günah keçisi aramasın. Futbolcuların hepsi suçlu, çünkü hiç biri iyi durumda değil. Daum kötü çünkü futbolcuların bu durumunda onun da payı var. Koch suçlu. Demek ki takımın kondisyonu iyi değil. Gerekli yüklemeyi yapmıyor. Yönetim ve Aykut Kocaman suçlu çünkü bu takım haftalardır göz göre göre düşüyor kimse dur demiyor. Seyirci suçlu çünkü sahaya 3-4 bardak atıp seyircisiz oynamaya mahkum ettiren onlar. Yani masum değiliz hiç birimiz.

Vee elbette hakemler de suçlu. Nasıl mı? BJK maçında 0-0 iken verilmeyen net penaltı maçın kaderini çizmişti. Ayrıca Fırat Aydınus Kazım’ın resmen tekme ve yumruk yemesine göz yummuş sinirlenmesine ve kart görmesine giden yolu açmıştı.
Bu maçta da Kasımpaşa ne kadar iyi oynarsa oynasın 3. Gol açık bir ofsayt. O gol olmasa maçın son anlarında Kasımpaşa daha da zor durumlarda kalacak ve daha önceki maçlarda yaptığı gibi maçı bile verecek duruma gelebilecekti. Buna rağmen uzatmalarda Semih resmen belinden çekilerek indirildi. Penaltı ve kırmızı kart gerekiyordu ama o da yok. Yani bu kadar olumsuz faktöre, Kasımpaşa’nın iyi oyunu Fenerbahçe’nin dökülen görüntüsüne rağmen hakemler maçın skorunu 2-2- olacakken 3-1 e getirdi. Hatta Fenerbahçe’nin ofsayt diye kesilen %100 gollük pozisyonu ile maçı 3-2 Fenerbahçe alıyordu.
Bakıyorum bazıları diyor ki Fenerbahçeliler mazeret aramasın, Kasımpaşa hak etti. Futbolda hak etmek diye bir şey yoktur. Öyle olsa BJK Trabzon’da puan alamazdı. Ama ne hikmetse Fenerbahçe aleyhine dönen dolaplar aynen devam ediyor. Ofsayttan yedirilen goller, verilmeyen penaltılar. Böylece BJK çok kötü oynadığı maçları bile şansla da olsa aleyhinde hakem hatası olmadığı için kazanırken Fenerbahçe kaybediyor.
Anlaşılmayan nokta ise yönetimin buna ses çıkarmaması. Fenerbahçe aleyhine cart diye olmayan penaltılar çalınıyor, ofsayt goller yedirilip pozisyonlar ofsayt diye kesiliyor, hak edilen penaltılar verilmiyor. Hani at yarışlarında handikap diye bir şey vardır. Bazı atlar çok daha kaliteli ise diğerleriyle daha çekişmeli rekabet olsun diye o atlara daha çok ağırlık yüklenir. Böylece performansta bir denge sağlanır. Turkcell Super ligi at yarışlarına çevirdiler Fenerbahçe arayı açıyor diye ha bire handikap. Ama yeter artık. Biz kendi formsuz oyuncumuzu forma kendimiz sokarız. Onlar adaletli yönetsin yeter. Öyle olsa aradaki fark zaten daha açık olurdu.

Bu alıştığımız hakem oyunlarını bir taraf koyarsak takımın acilen kendisini toplaması lazım. Ben yönetimin yerinde olsam kalan maçlar kazanılmazsa noel tatiline falan yollamam kimseyi. Ayrıca sürekli gidiyorum gitmek istiyorum diyen Carlos’a bir an önce teşekkür edilmeli ve yeni takımında başarılar dilenmeli. Vederson o kadar formdayken boşuna yedek kalıyor. Santos İstiklal Caddesinde alemlere akıyor ama Uğur Boral oynatılmıyor. Güiza da gidecekse gitsin kalacaksa kalsın. Öyle tripler yapmasın.
Ayrıca büyük saygı duyduğumuz ve sevdiğimiz, profesyonelliğinden de şüphemizin olmadığı Alex formsuzsa oynatmayın kardeşim. Kenarda dursun gerekirse sonradan girsin. Bu takımda Deniz, Selçuk, Uğur, Vederson, Özer gibi adamlar da var. Özer dışındaki saydıklarımız şampiyonlar liginde çeyrek final oynatanlar üstelik. Bu takım Ali Bilgin sağ bek Gökhan Gönül stoper oynayarak deplasmanda Beşiktaş’ı yenen takım. Şimdi durumuna bakın.
Oyuncular da Daum da hakemler de herkes ayağını denk alsın. Söz konusu Fenerbahçe kulübü, boru değil. Bir öksürürse hepiniz altında kalırsınız.

free online dictionary page

free online dictionary

27 Kasım 2009

Sahtekarlık, hile, hurda, ve kavruk BJK - FENERBAHÇE derbisi

Eveet, salondaki barbarlık bitti, daha gazetelerin mürekkebi kurumadan yüzyılın sahtekarlığı ortaya çıktı.
Galatasaray'ın spor tarihimize Cemalgate olarak geçen olayı açığa çıktı. Rakibe saldırdığı için ceza alan oyuncularının cezasını özel maçlarda çektirmişler. Ama bu arada küçük bir DİKKATSİZLİK yapıp Tufan ın 7 numaralı formasıyla sahaya Cemal in çıktığını fark edememişler.

Hatta o kadar cüsse farkına ve Cemal in tanınmışlığına rağmen hazırlık maçı yaptıkları rakip takımların Türk hocaları da tanıyamamış !!! Kendi takım arkadaşları zaten sadece formaya bakmış Cemale dikkat etmemiş.

Sonra cezası bitmiş gibi lig maçlarında oynatmaya başlamışlar. Oyak Renault federasyona başvurmuş ancak GS yöneticileri yolladıkları savunmayla kurallara uyduklarını ve böyle bir sahtekarlık yapılmadığını savunmu. Ta ki Fenerbahçe maçına kadar. O maç sonrasında Bazı Oyaklılar Almanya’daki maçların fotoğraflarına ulaşıp Cemal in Tufan formasıyla oynatıldığını ispatlayana kadar.

Peki kimler ceza aldı bu işten? Cemal, onu oynatan koçları ve GS takımı. peki ya bu olaya göz yuman takım arkadaşları? Federasyona savunma yollayıp olayı örtbas etmeye kalkan yöneticiler? 1-2 tane direk elebaşı olanlar güya onurlu davranıp istifa ettiler. Sanki etmeseler orada kalabileceklerdi. Sadece kelle ver takımı ve yönetimi kurtar taktiği.

Federasyon sırf sponsor firma çekilmesin ve GS o paraları geri ödemek zorunda kalmasın diye, ayrıca Avrupa kupalarından da çekilmek zorunda kalmasın diye ligden düşürmedi ve hükmen mağlubiyetler ile puan cezası verdi. Şimdi GS tahkim kuruluna gidip cezanın indirilmesini isteyecekmiş. Hangi yüzle diye sormak lazım. Zaten indirimli ceza almışsın daha neyin indirimi?

Hani tüy dikmek diye bir laf vardır. Tüm bu olaylar olurken tarihten ilginç örnekler çıkmaya başladı. Meğer bu 1 kez yapılan 1 yanlışlık/hata değilmiş. Öyle olsa hadi her kulübün başına gelir diyelim. Ama bunlar yıllar önce sahte kürekçiler yarıştırmış. Sahte futbolcular oynatmış. Bu da gösteriyor ki bunlar bir hatalar zinciri değil, bir KURUM KÜLTÜRÜ.
_____________________________________________________

Beşiktaş - FENERBAHÇE

Tüm bu barbarlık, sahtekarlık olayları arasında gümbürtüye giden bir derbi.
İşin özeti Fenerbahçe hariç herkesin yani yayıncı kuruluşun, rakiplerin istediği oldu ve lig kızıştı. BJK tekrar yarışa dahil oldu.

Peki nasıl oldu? Öncelikle Daum Santos la başlayarak yanlış yaptı. Vederson gibi diri bir oyuncu dururken bitik Santos hataydı. Ardından Fırat Aydınus devreye girdi. 19.da İbrahim Üzülmez'in Gökhan Gönül'ü arkadan resmen ve apaçık çelmeyle indirmesine penaltı veremedi. Ve ne kadar ilginçir ki BJK li yazar-yorumcular ve taraflı tarafsız herkes buna penaltı derken Erman hoca net penaltı diyemedi. PES. Bu kadar yanlı tutum olur. İnsanlar ona kızıp decoderleri boşuna iade etmiyor ya da LigTV paketini bırakmıyor demek ki. "MAL"ı heyecanlı hale getirip kar yapalım derken direk müşteri kaybettiklerinin farkında değiller.

Penaltı dışında Fırat Aydınus Kazım'ın resmen dayak yemesine izin verdi. Öyle ki 2 li gruplar halinde Kazım ı sıkıştırıp sıkıştırıp biri tekme attı diğeri yumruk. Bu en az 2 kez aynen böyle cereyan etti.
Alex'in firikik vuruşu da direkte patlayınca Fenerbahçe her zaman yaptığını yapıp ilk yarıda öne geçemedi. İkinci yarıda sahada yenilen dayakla birlikte can havliyle saldıran BJK karşısında Fenerbahçe etkinliği azaldı, Kazım sinirlendikçe sinirlendi ve sonunda yardımcı hakemle diyalogtan atıldı. Emre tekme yediği pozisyonda sakatlanınca yardıma gelemedi ve o bölgeden Fink golü attı. 2 dk sonra hala Emre etkisi geçmediğinden 2. şok golle maç da koptu. Ama maçı o hale getirene kadar Fırat Aydınus maçın içine etti.

Şimdi bazıları çıkıp diyor ki Fenerbahçe iyi oynamadı hakeme sığınmayın falan filan. Öncelikle şunu belirtmek lazım her maçı hak eden kazanmaz. BJK Trabzonda çok mu hak etti? Ya da son 5-6 maçlarını kazanırken ne oynadılar? TS da ezile ezile kazanmadılar mı? Orta sahayı geçemediler. Ama orada Fırat Aydınus gibi bir hakem yoktu ve 2 kontra topla kendi kaleleri önünde tek kale oynanan maçı aldılar. Şimdi bu derbide Fırat Aydınus net penaltıyı verse o maç nasıl olurdu? Resmen dayak yedikleri halde ilk yarının son yarım saatinde çok daha etkili bir Fenerbahçe vardı. O yüzden kimse ne oynadılar ki? hakeme sığınmasınlar falan demesin. Hakem penaltıyı versin, bir takıma dayak yedirtmesin sonra kim kazanırsa kazansın.

Yine Fenerbahçenin önünü kesme oyunları başladı.
Aman YÖNETİM DİKKAT.

Maç bitti, öyle ya da böyle, hakemle, Daum'un hatalarıyla Kazımın sinirini dizginleyememesiyle. Peki abukluklar bitti mi? Tabii ki hayır.

Hani yumurtaya can veren Allah denir ya, lige yön veren Federasyon demek lazım öyle kararlar veriyor ki evlere şenlik.

Bir ülke düşünün bir maçında oyuncular dalaşıyor. Hafif itip kakmalar oluyor. Olaya karışanlardan sadece Fenerbahçe’nin kritik bir oyuncusuna 3 maç ceza veriliyor. (Bilica). Aynı maçta oyun devam ederken diğer takımın oyuncusu rakibe milyonların gözü önünde yumruğu geçiriyor ona kaç maç ceza? Yine 3. Bir başka maçta orta hakeme verdiği faul sonrası gözüm toptaydı diyen Kazım sarı kart görüyor. Sonra başka maçta Kazım yardımcı hakeme Fu..Off (yani hadi ordan ın kabacası) diyor verilen ceza 4 (yazıyla DÖRT). Buna adalet diyenin anlayışından zekasından şüphe ederim kimse kusura bakmasın.

Biz ne GS li oyuncular biliriz maçta orta hakemin yüzüne karşı ana avrat dümdüz gitmiştir de sarı kart bile görmemiştir.(Ayhan gibi)

Ceza kurulu her zamanki gibi GS lıların elinde olduğundan bu kararları artık normal karşılamak lazım. Tarihi sahtekarlıklarla (ben demiyorum gazetelerde çıkan haberlerde var) dolu, transferde yabancı limiti 1 iken 3-4 yabancı ile basket şampiyonu olmuş, transfer hakkı yokken yapabilmek için Ankara’da Ayşe Abla okulu kurup bunu GS lisesiyle birleştirmiş bir camiadan bahsediyoruz. Malatya'da arabalar, doping iğneleri paralar dağıtan, rakibin kalecisini satın alıp topu nereye atacağını sırpça söyleyen bir camiadan bahsediyoruz.

Belli ki bunlar için kazanmak adına her şey mübah. Sahi bir ara Arda da doping çıktıydı, sonra sahada yığılıp kalmış ve en yakın hastane yerine kilometrelerce uzaktaki özel hastaneye götürülmüştü. O olay ne oldu? Bunların neresine el atsan pis işler çıkıyor. Her şey ortada. Ne desen boş. Bir orta oyunudur sürüp gidiyor.

Haa Fenerbahçe mi, o da Don Kişot misali yel değirmenleriyle tek başına savaşmaya devam ediyor. Tek sorun çok cephe ve çok edepsiz rakip var. Yine de baş ediyor ya helal olsun. İşte bu yüzden FENERBAHÇE.



free online dictionary page

free online dictionary

15 Kasım 2009

Galatasaray - FENERBAHÇE basketbol derbisi iğrençliği

İşin içinde Galatasaray olunca hep çirkeflik mi olmak zorunda?

Bugün bir skandal daha yaşandı. Ama artık yıllardır buna alıştık. Özetle, başka bir takımın sahasında 100 üzerinden 15-20 lik kötü olay olunca uygulananlar, verilen cezalar ile olay Galatasaray sahasında olunca ve 100 üstünden 60-70 lere dayanınca bile nasıl geçiştirildiğinin üstü örtüldüğünün belgesi yaşandı.
Geçen yıllarda da Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında her iki sahada da sahaya madde atmalar küfürler oldu. Genelde de Gs sahasında çok daha fazla madde atıldı ve Fenerbahçe’ye çok daha fazla ceza verildi. Ama bugünkü maçta kendilerini aştılar.

Nasıl mı?
Daha maç başlamadan sahaya seyirci girdi. Olayların sinyali gibiydi. Bu noktada önlemlerin artırılması gerekirdi. Ama alışkanlık var ya es geçildi. Sonra seyircilerin sahaya girdiği, sahaya yabancı maddelerin yağdığı, polislerin ve diğer görevlilerin kafalarının yarıldığı, Fenerbahçe yardımcı koçlarının kafalarının yarıldığı, Tanyeviç'in kafasına bozuk paraların yağdığı, seyircilerin sahaya girip basketbolcuları dövmeye kalktığı, kenardaki oyunculara saldırıldığı, sahaya onlarca yabancı madde atıldığı bir süreç yaşandı.
Ve en ufak küfürlü tezahüratta Fenerbahçe salonlarını boşaltan hakemler Galatasaray’ın sahasında tüm bu olanlara rağmen soyunma odasından döndüler ve maçı seyircileri boşaltmadan oynatmaya karar verdiler.

Fenerbahçe'liler tüm iyi niyetleriyle ve tüm bu olumsuz koşullara, can güvenlikleri olmamasına rağmen oyuna dönmek için ısınırken hala topluca küfürler ve sahaya atılan bozuk paralar vardı. Maçı anlatanlar bile kendilerini korumakta zorlanıyordu. Hatta maçın yorumcu eski koç Çetin Yılmaz “maçın istatistiklerini boş verdim artık yaralı sayısı istatistiklerinin artmamasına dua ediyorum” dedi.

Bir Federasyon Fenerbahçe sahasında sahaya 2-3 bozuk para atılınca ya da küfür edilince bile aslan kesiliyor da basketçilerin dövüldüğü, polislerin kafalarının yarıldığı, sahaya atılmadık şeyin kalmadığı, topluca koro halinde küfür edilen bir maçı hangi hakla tatil edemiyor?


Şimdi amatör sporlar için yürürlükteki kanun ve yönetmelik maddelerinden bazılarını hatırlayalım.

SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN
Kanun Numarası : 5149
Kabul Tarihi : 28/4/2004
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 7/5/2004 Sayı :25455
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 43 Sayfa:
(Ek üçüncü fıkra: 23/1/2008 – 5728/531 md.)

(1) Yasaklı olmasına rağmen spor alanına girenlere, yardımcı olanlara ve önlem almayanlara üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
Konusu suç teşkil eden eylemlerin failleri hakkında ilgili kanunların hükümleri saklıdır.
(Ek beşinci fıkra: 23/1/2008 – 5728/531 md.) Bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmeyen kamu görevlileri Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesine göre cezalandırılır.
Tedbirler
Madde 19- Üçüncü Bölümde belirtilen yasaklara uymayanlar hakkında; söz konusu fiil, müsabaka alanının seyirciye ayrılmış yerlerinde gerçekleştirilmiş ise bu kişi veya kişiler şartlar müsait olduğu takdirde yetkililer veya güvenlik görevlilerince müsabaka alanı dışına çıkarılır ve haklarında yasal işlemler başlatılır.
Bu kişi veya kişilerin müsabaka alanı dışına çıkarılmasına, şartlar uygun bulunmadığı takdirde durum her türlü kamera, fotoğraf makinesi gibi teknik araçlarla, tanıkla veya diğer belgelerle tespit edilerek ilgililer hakkında yasal işlem yapılır.
___________________________________________
Soruyoruz: Spor alanına girenlere, yardımcı olanlara ve önlem almayanlara 3 aydan 1 yıla kadar hapis öngörülüyor. Maç başlamadan sahaya giren seyirciye rağmen sonradan yeterli önlem alınmamış ve sahaya giren 4-5 kişi oyuncuları darp etmiştir. Şimdi yetkililer hakkında işlem yapılıp bu madde işletilerek hapis cezası verilecek mi?

Bakalım bu ayıbı nasıl temizleyecekler? Ya da her zamanki gibi örtbas mı edecekler?

Olaylar sürerken yönetici Yiğit Şardan’ la röportaj yapılıyor. Her şeyi TV de görmemize rağmen kameraya baka baka olayları çarpıtıyor ve “Fenerbahçe bench inin arkasında bir bayan el hareketi yapmış da seyirci tahrik olmuş” Sonra da diyor ki “Fenerli oyuncu seyirciye yumruk attı, ona saldırdılar diye tahrik mi olması lazım”. Yani birisi el hareketi yaptıysa bile ondan tahrik olmak ve sahaya girip oyuncu darp etmek, sahaya her türlü madde atmak, polisin kafasını yarmak normal ama kenarda otururken oyuncu darp edildiğinde tahrik olup karşılık vermesi anormal. PES. Hakikaten pişkinliğin bu kadarına PES.

Yöneticiyim diye oturuyorsun, olayların gelişimini görüyor ve önlemek için kılını kıpırdatmıyorsun, üstüne bir de yavuz hırsız misali hakkı yenen, saldırıya uğrayan rakibi suçluyorsun.

Ama sizden de bu beklenir. Şaşmamak gerekir. Ali Sami Yen’de saha zemininde boş yer kalmayacak kadar su şişesini ve binlerce koltuğu sahaya atıp bunu Kadıköy’de sahaya atılan 12 pet su bardağıyla kıyaslayıp 10 yıldır aldığınız mağlubiyetlere kılıf olarak sunan da sizsiniz. Sizden de bu beklenir.


Merak ettiğimiz bir nokta da, futboldaki derbide maçtan önce bir yardımcı hakemin kafasına bozuk para geldi diye "maç oynanmamalıydı" diyenler, maç oynanırken polisin kafasının yarılmasına rağmen, yedek kulübesinde bekleyen basketçilere saldırılmasına rağmen, sahaya yağmur gibi yabancı madde yağmasına rağmen maçın devam ettirilmesine, üstelik de seyircili devam ettirilmesine ne diyecekler?
Yanıtı biz verelim, KIVIRTACAKLAR, gargaraya getirecekler, tahrik diyecekler ve 2-3 maç seyircisiz oynamakla yırtacaklar. Bu düzeni bunlar kurmuş çünkü. Tekerlerine çomak sokanın yanına bırakmazlar.
Yazıklar olsun. Böyle bir maçtan sonra bu kadar olaya rağmen galibiyete sevinip sırıtarak yöneticiyim diye gezenlere...
free online dictionary page

free online dictionary

07 Kasım 2009

FENERBAHÇE - Steau Bükreş 3-1 ve Ercan Saatçi vakası

Maç oyannmadan önce zaten kazanmasını bekliyorduk. Ancak bizleri en çok sevindiren ilk maçtakinden çok daha iyi bir Steau olmasına rağmen ve maç 1-0 dan 1-1 e gelmesine rağmen kontrolü hep elinde tutan ve maçı rahat kazanacağını hep hissettiren bir Fenerbahçe vardı.

Önceki maçların aksine Volkan biraz konsantrasyon sorunu yaşıyor gibiydi. Her an bir şanssızlığa kurban gidecek havası verdi. Gökhan Gönül klasik ortalamasının altına inmedi. O eski hücum zenginliğini de yaşatamadı. Hatta gol de onun bölgesinden ve rakibe çok yaklaşmamasından geldi. Ters kanattan gelen bir topta da rakibini kaçırdı ve gollük bir pozisyona neden oldu.

Maçın en iyilerinden biri hiç şüphesiz Lugano idi. Uruguaylı oyuncu bu yıl eski yıllardaki hırçınlığından uzak ama sakin işini yapan bir usta görünümünde. Sanırız bunda yönetimin sözleşmesine koyduğu söylenen göreceği kart ve alacağı cezalarla ilgili maddenin etkisi var. Ama ne olursa olsun agresiflik yapmadan işini çok iyi yapıyor. Bilica zaman zaman topla fazla oynama hastalığına yakalanmasa daha iyi olacak. Carlos ise tam bir usta. Eski fiziki gücü olmasa bile ustalığı ve tecrübesiyle nerede duracağını nerede ne yapacağını o kadar iyi biliyor ki bu bile yetiyor.

Gelelim orta sahaya. Topuz takımın dişlisi olma yolunda ilerleme gösteriyor ancak bazen fazla inisiyatif alamadığını düşünüyorum. Bu belki de kendisine tembihlenmiş bilemiyoruz ama kapasitesi bunun üstünde, en azından bunu biliyoruz. Girdiği gol pozisyonunda şutu yerden yollasa belki de gol yapacaktı ama yerden yükseltince kaleci için kurtarmak zor olmadı. Emre ve Cirstian mücadele yönünden her zamanki gibi ama hücuma katkı yönünden biraz eksik kaldılar.Özellikle Emre daha önce yapmadığı top kayıpları yaptı. Ama takım için vazgeçilmez bir ikili oldukları kesin.

Alex' e ayrı paragraf açmak lazım. Böyel bir futbol zekası, böyle bir yetenek daha ülkemize gelmedi. Onu izlemek gerçekten büyük keyif. Bir kamerayı onun üstüne verseler ve sadece onu çekseler maçın tamamından daha çok ilgi çeker herhalde. Ve yerli gençlerimiz için ders niteliğinde bir belgesel olur.
Attığı gol inanılmaz diyeceğim ama işin içinde Alex olunca inanılmaz kelimesi yersiz kalıyor. Hele topla ileri daldığı ve çimlere takılan top yüzünden kaçırdığı pozisyon ayrıca incelenmeli. Top çime takılıp kendisinden geride kaldığı halde muhteşem bir vuruş yapabildi. Ondaki futbol zekasını ve oyunu okuma yeteneğini Fenerbahçe mutlaka kullanmalı. İleride teknik konularda takıma büyük hizmetler yapabilir diye düşünüyorum.

Kazım artık ileride formayı kaptım, ben oldum havasına girmiş sanırım. Sonra verimsiz kalınca kenarda Güiza yı gördü ve sinirlenip sarı kartı gördü. Aklını başına alıp kendisini geliştirmeye devam etmesi lazım. Çünkü malzeme iyi ama işlenmesi lazım.

İşin taktik tarafına gelince: Fenerbahçe iyi başladı. Sğlam ve kontrollü oynarken Santos'un golü geldi. Ama sonra her zamanki hastalık nüksetti ve takım geri çekildi. Aslına bakılırsa böyle durumlarda takım biraz geri çekilip kontra ataklarla bol pozisyon bulabilir. Ancak Fenerbahçe'nin bu sezon öne geçtiği maçlarda geri çekilip zorlanmaındaki en büyük neden kontra oyuncularının azlığı ve formsuzluğu. Çünkü Kazım ofsaytları ayarlayamıyor. Güiza ise o kadar iyi ayarlıyor ki yarım saniye ile ofsayttan kurtuluyor ama hakemler onun pozisyonlarında sürekli hata yapıyor. Hata yapmadıklarında da zaten Güiza kaçırıyor. Sonuçta takım öne geçip geri çekilince kontra ataklar için fırsat bulup bundan yararlanamıyor ve üstüne gelen rakipler karşısında da bu yüzden zorlanıyor. Güiza ve Semih form tuttuğunda Fenerbahçenin öne geçtiği maçlarda daha farklı skorlar görebiliriz. Önemli olan bu süreci bu hastalıktan zarar görmeden atlatmak.
______________________________

Ercan SAATÇİ vakası:

Ercan Saatçi'nin FBTV deki programın yayına verilmeyen çekim aralarında Metin Özülkü ile ve 3 yıl önce konuştukları gündeme oturdu. Neymiş küfür etmiş. Şimdi soralım kendi aralarında konuşurken rakip takıma küfür etmeyen kaç kişi vardır? Hani bu konuşmayı yayında yapsalar ya da bunları yayınlasalar eyvallah diyeceğim büyük ayıp. Ama FBTV de çalışıp oranın ekmeğini yemiş bir dönme daha bu görüntüleri gizlice zimmetine geçirip sonra GSTV ye geçiyor ve 3 yıl sonra üstelik Fenerbahçe'nin GS yi 10. yıldır üst üste yendiği maç sonrasında internete sızdırıyor. Şimdi bu DÖNMEnin yaptığı hırsızlık ve kalleşlik sorgulanmıyor da Ercan Saatçi sorgulanıyor. Saatçinin spor yayınlarının başına gelmesi birilerini kızdırabilir ve buna tepki koyabilirler. En doğal haklarıdır. Ancak böyle belden aşağı iğrençlikleri kullanmak hiç şerefli bir hareket değil.

İşin ayrı boyutu da var. Bazıları bunu GS camiasına yapılmış hakaret olarak göstermeye ve hesap sormaya kalkıyor. Be kardeşim yıllardır Fenerbahçe ezikliği karşısında yürüttüğünüz NKFVAS (Ne Kadar Fenerli Varsa Anasını s...) organizasyonu gözler önünde yürütülüyor. Maçlarınızda pankartları asılıyor. Kaşkolları satılıyor. Buna tek laf etmiyorsunuz sonra iki kişinin kendi arasında mahrem konuşmalarından yola çıkıp ahlak dersi vermeye kalkışıyorsunuz.

Hadi yaaa....

Biraz delikanlı ve ahlaklı olun. Önce kendi kapınızdaki ORGANİZE pisliği süpürün sonra başkalarının mahreminden hesap sormaya kalkın.

free online dictionary page

free online dictionary