Neyse beceriksiz yöneticileri kenara bırakıp futbola dönelim. Önce hazırlık kampı ve hazırlık maçı gibi geçen kupa maçları oynandı. Oradaki görüntü Eskişehir maçında ciddiye alınmış ve ilk yarıdaki deplasmanlara benzer geçen bir oyun seyrettik. Fazla risk almadan 2-3 pozisyon bulup maça kazanmaya çalıştılar. 1-0 da kazandılar. Sonra Tokat maçını nasılsa kazanırız havasıyla çıkınca papucun pahalı olduğunu anladılar ve maçı kazanmayı bildiler. Eskiden olsa bu iki maç da kaybedilmeye aday maçlar olurdu. Sonra kampın son hazırlık maçı yani kupadaki son grup maçı Antalya ile oynandı. Kaybedilse bile sorun değildi ama kazanmak için oynandı. Biraz da şans ile Antalya maçı kazandı.
Denizli maçı ise takımın gönderilen Kazım ve bileti kesildiği söylenen Önder sonrası durumunu göstermesi açısından önemliydi. Denizli ahı gitmiş vahı kalmış bir takım. Çanakkale geçilmez oynayıp tekme ve baçlık sahayı da kullanarak 1 puana yatmaya çalıştılar. Ama bu kez karşılarında inançlı ve mücadeleci bir takım buldular. Alex’ in yokluğunda böyle ağır sahada 4-4-2 düzeninin daha avantajlı olacağı belliydi. Öyle de oldu. Biraz beceri ve şans olsa daha ilk yarı 2-3 olur maç da rölantiye girerdi. Ama o sahaya rağmen öyle müthiş bir ikinci yarı izledik ki zevk aldık. Zaten soğuk hava ve belediye uyarılarına rağmen stada gelen taraftar da dakika 77 olduğu halde 0-0 giden maçta en ufak bir protesto yapmadı. Çünkü takım iyi mücadele ediyordu. Sonra muhteşem bir Santos frikiği kilidi açıp şanssızlığı kırdı . Tam maç böyle biter artık derken Bilica’ nın abuk hatalarından biri geldi ve Youla kendisi bile beklemediği bir şekilde kolay bir gol buldu. Tam eyvah kalan sürede Denizli çamura yatar derken ortaya Güiza- Gökhan Ünal-Semih-Güiza-Özer paslarıyla galibiyet golü çıktı.
Ardından yine kazaya gitmemek için bastıran takım Denizin saha şartlarına uygun uzun pasına akıllı bir Gökhan vuruşu sonrası kaleciden dönen topu her zamanki gibi iyi takip eden Güiza ile 3 ü buldu ve rahatladı.
Taraftar maç boyu “Denizli kümeye” diye bağırdı. Zaten şu anki tabloyla kümede kalmaları büyük mucize olur. Ama başkanları şampiyonluğumuzu gasp ettikleri maç öncesi yaptığı gibi federasyonu tehdit etmiyor, küme düşersek para çantalarıyla dolaşanları açıklarım demiyor. Demek ki ligi 20 takımlı yapalım, düşme olmasın yönünde çalışmaya devam ediyor. Bazı sözler mi aldılar yoksa diye insan düşünmeden edemiyor.
Maçın ilginçlikleri ise :
Saha şartlarına bakıp son zamanların çıtkırıldımı Uğur yerine Vederson’la başlayan Daum a hayret edenler
Vederson rakibi yorduktan sonra 2. Yarı Özerle orayı koridora çevirince tebrik ettiler. Peki Özerle başlasa ve Özer çamurda diri rakiple boğuşmaktan yorulduğunda mı Vederson’ u alsaydı? O zaman aynı kişiler “önce Vederson’la başlayıp rakibi yorması sonra diri Özeri alması lazımdı diyeceklerdi.
Bekir’i ilk kez kanadı bu kadar iyi kullanırken gördük. Yine Santos bu ağır sahada kendisinden beklenmeyecek kadar iyiydi. Tabii hala kademe ve defans anlamında sorunları var.
Ceza sınırındaki oyunculardan Lugano, Cristian ve Santos un alakasız pozisyonlarda direk rakibe girip zorla kart istemesi de ilginç geldi.
Yine bir Bünyamin klasiği gördük. Rakibin 2 metre uzağında azıcık ayağını kaldırdı diye Semih’e endirekt serbest vuruş çalarak Fenerbahçe’nin daha ilk yarıda golü bulmasını engelledi.
Bir diğer ilginç nokta Güiza’nın 1 gol 1 asist yapmasıydı. Aslında çok daha fazla gol atabileceği net pozisyonlar buldu ama sanırım biraz özgüven sorunu yaşıyor.
Fenerbahçe’nin bu kadar ağır sahaya rağmen bu mücadeleyi yapması en büyük ilginçlikti ama daha da ilginci 77 de 1-0 yaptıktan sonra 82 de golü yiyen takımın o ağır koşullarda bunu çevirebilmesiydi.
Yine bazı yorumcular Daum’un Gökhan Ünal’ı 3. Forvet olarak almasını beğenmişler. Sanki Daum bunu ilk kez yapıyor. Daha önceki Fenerbahçe yıllarında da takım galip durumda değilse ve zaman daraldıkça takımdaki hücumcu sayısını artırmıyor muydu? Sanki yeni bir şeymiş gibi hayret ediyorsunuz. Demek hala Daum u tanımamışsınız.
Şimdi gelelim haftaya. Lugano, Cristina, Santos ve Emre cezalı duruma düştüve Sivas deplasmanında oynamayacaklar. Ben yönetimin yerinde olsam tüm bu oyuncuları da Sivas’a götürürüm. Böylece bundan sonraki haftalar için mesajı vermiş olurum. Öyle bedava kart görüp zor deplasmandan yırtmak yok. Kadroya gelince 5 bilinmeyenli 3 denklem değil. Kaleci belli Volkan. Sağ bek Gökhan Gönül ün cezası bitti. Ortada Bekir gerçek yerinde Lugano yerine. Yanında Bilica solda Vederson.
Asıl mesele Ön libero denen yerde Emre-Cristian yerine kim oynayacak? Birkaç alternatif yapılabilir. Birinin Selçuk olacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok. Selçuk-Deniz defansif bir seçim olur. Selçuk-Özer daha ofansif. Ya da Selçuk-Topuz. Bu durumda Selçuk-Özer ile başlayıp sol kanatta Uğur’u oynatabilir. Sağ tarafta da Topuz. İlerisi için Alex-Güiza.
Yani kadro
Volkan
Gökhan-Bekir-Bilica-Vederson
Topuz-Selçuk-Özer-Uğur
Alex-Güiza
Olabilir. Diğer alternatifte Uğur yerine Özer , ortada da Deniz olabilir.
Kadro yapısı nedeniyle Sivasspor’un Fenerbahçe ile baş edebileceğini sanmıyorum. Her iki kadro da galibiyetle dönebilecek kapasitede. Kalan 15 maçta büyük aksilikler olmazsa Fenerbahçe adım adım şampiyonluğa gidiyor diyebiliriz. Özellikle de Denizli maçındaki mücadeleyi görünce. Ama henüz erken, hele bir de deplasmanda görelim takımı, aynı mücadele varsa tamamdır.
free online dictionary |

0 yorum:
Yorum Gönder